Meşhur ismi
Adı
Derecesi
Güvenirliliği
Doğum Yılı
Vefat Yılı
Yaşadığı
Yerler
Rivayetleri
Sahabî
- 20
Medine, Mekke, Dımeşk
1. Sıra (199)
2. Sıra (2)
Tam adı Ebû Abdillâh Bilâl b. Rebâh el-Habeşîdir. Hicretten yaklaşık kırk yıl önce (581 civarı) Habeş asıllı bir köle olarak Mekke’de veya Arabistan’ın batısındaki Serât’ta dünyaya gelmiştir (İbn Sa‘d, III, 232-239). Annesi Hamâme de kendisi gibi bir köle olduğu için "İbn Hamâme" olarak da anılan Bilâl-i Habeşî, İslâmiyet’i Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla kabul ederek Mekke’de Müslümanlığını açıkça söyleyen ilk yedi kişiden biri olmuştur (İbnü’l-Esîr, I, 206-209). Bu sebeple efendisi Ümeyye b. Halef’in kızgın güneş altında üzerine büyük kayalar koydurarak uyguladığı ağır işkencelere maruz kalmış, ancak her defasında "Rabbim Allah’tır; O birdir" diyerek imanıyla katî bir direniş göstermiştir. Sonunda Hz. Ebû Bekir kendisini satın alarak azat etmiştir (#İM000150 İbn Mâce, Sunne, 11). Hicretin 1. veya 2. yılında Hz. Peygamber’in öğrettiği ezanı ilk defa okumasıyla meşhur olan Bilâl-i Habeşî, hayatı boyunca hazarda ve seferde Resûlullah’ın müezzinliğini yapmış, sabah ezanına "namaz uykudan hayırlıdır" ibaresini eklemesi Hz. Peygamber tarafından memnuniyetle karşılanmıştır (İbn Sa‘d, III, 232-239). Başta Bedir olmak üzere Hz. Peygamber’in bütün gazvelerine katılmış, Bedir’de kendisine işkence eden Ümeyye b. Halef’i öldürmüş ve Mekke’nin fethinde Kâbe’nin damına çıkarak fetih ezanını okumuştur (Vâkıdî, I, 151). Hayatı boyunca Hz. Peygamber’in yanından ayrılmayan, onun abdest suyundan şahsi ihtiyaçlarına ve beytülmâl işlerine kadar pek çok hizmetini gören Bilâl-i Habeşî, bizzat Resûl-i Ekrem tarafından cennetle müjdelenmiştir (#M006324-2 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 108). Hz. Peygamber’in vefatından sonra derin bir üzüntüyle ezan okumayı bırakmış, cihad amacıyla gittiği Suriye bölgesindeki fetihlere katılmıştır (Zehebî, I, 347-360). Altmış küsur yaşlarındayken 641 yılında Dımaşk’ta (veya Halep yahut Dâreyyâ’da) vefat eden Bilâl-i Habeşî, Şam’daki Bâbussağîr mezarlığına defnedilmiştir (İbn Sa‘d, III, 238).
Sahabî
0 - 37
Medine, Mekke, Kufe
1. Sıra (103)
Sahabî
0 - 45
Medine, Mekke
1. Sıra (257)
2. Sıra (2)
Sahabî
- 62
Medine, Mekke
1. Sıra (941)
2. Sıra (5)
İslâm tarihinin ve düşünce dünyasının en seçkin, sarsılmaz iradesi ve entelektüel dehasıyla temayüz etmiş müstesna kadın simalarından olan Ümmü Seleme Hind bint Ebî Ümeyye el-Mahzûmiyye, bi‘setten yaklaşık on üç yıl önce, milâdî 597 yılı civarında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Cömertliğiyle maruf ve "Zâdü’r-rekb" unvanıyla maruf Ebû Ümeyye’nin kızı olan Ümmü Seleme, ilk eşi Ebû Seleme ile İslâm’ı ilk kabul eden öncüler arasında yer almıştır. Müşriklerin amansız baskıları karşısında önce Habeşistan’a göç etmiş, ardından Medine’ye hicret etmek isterken evladından ve eşinden koparılarak bir yıl boyunca hüzün içinde bırakılmıştır. Nihayetinde sabrının mükafatı olarak oğluna kavuşmuş ve çölü tek başına aşarak Medine topraklarına ilk hicret eden muhacir kadın olma şerefine nail olmuştur. Uhud Gazvesi’nde aldığı yaralar sebebiyle eşinin şehid düşmesinin ardından, hicretin dördüncü yılında (626) Hz. Peygamber ile evlenerek müminlerin anneleri arasına katılmıştır.
Ümmü Seleme, ashabın tıkanıp kaldığı en kritik siyasi ve fıkhî dönemeçlerde ümmetin önünü açan yüksek dehasıyla öne çıkmıştır. Bunun en muazzam tezahürü Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanmıştır. Antlaşma şartlarını ağır bulan ashap hüzün ve şokla kurban kesme emrine karşı hareketsiz kaldığında, Hz. Peygamber’e yanından çıkıp kendi kurbanını kesmesini ve tıraş olmasını tavsiye ederek psikolojik bir düğümü çözmüş ve ümmetin istikametini tayin etmiştir. Bu derin feraseti vesilesiyle hücresinde Hz. Cebrâil’i görecek kadar manevi mertebelere erişen Ümmü Seleme, Hz. Âişe’nin ardından İslâm dünyasında en çok hadis rivayet eden kadın otorite olmuştur. Naklettiği 350 üzerinde hadis ile "ashâbü’l-miîn" arasına girmiş, özellikle Habeşistan hicretindeki Necâşî huzurundaki tarihi müdafaa sahnelerini en geniş ve edebî şekilde aktaran kurucu bir ravi kimliği kazanmıştır.
Sahâbe neslinin seçkin Kur'an hâfızları ve kadın müctehidleri arasında yer alan Ümmü Seleme, özellikle kadınlık ve aile hukukunu ilgilendiren pek çok mahrem ve hayatî meselenin teşrî kılınmasına kapı aramıştır. İlme olan hudutsuz merakı ve hitabet gücüyle, uzun ömrü boyunca müslümanların zihnini kurcalayan en karmaşık fıkhî soruları isabetli kıyas ve ictihadlarıyla cevaplandırmıştır. Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra Medine’deki evi bir ilim ocağına dönüşmüş; burada İbn Abbas ve Ebû Saîd el-Hudrî gibi büyük sahâbîlerin yanı sıra Tâbiîn neslinin dev hukukçusu Saîd b. Müseyyeb ve Hasan-ı Basrî’nin annesi Hayre gibi isimleri yetiştirmiştir. Resûlullah’ın en son vefat eden eşi olarak İslâm tarihinin ilk büyük trajedilerine de şahitlik eden bu ulu çınar, Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehid edildiği haberiyle sarsılmış ve bu derin acının ardından 62 (681) yılında vefat ederek Cennetü’l-bâkî mezarlığına defnedilmiştir.
Etbau'-Tabiîn
0 - 218
Mısır, Dımeşk
1. Sıra (1)
3. Sıra (1)
4. Sıra (113)
5. Sıra (245)
6. Sıra (89)
7. Sıra (13)
Tabiîn
0 - 106
Medine
1. Sıra (370)
2. Sıra (2866)
3. Sıra (616)
4. Sıra (42)
Salim b. Abdullah:
Hz. Ömer’in torunu, Abdullah b. Ömer’in oğlu olan Sâlim’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hz. Osman’ın hilâfeti zamanında dünyaya geldiği kaydedilmiştir (Zehebî, Siyer, 4/458). Sâlim, hayatını doğduğu yer olan Medine’de sürdürmüş; ancak halifelere biat etmek üzere Şam’a (İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk, 20/48) ve hac için Mekke’ye seyahat etmiştir. Vefat tarihi ile ilgili 105, 107, 108, 110 gibi farklı tarihler zikredilse de hicrî 106 yılında Zilhicce ayının sonlarına doğru Medine’de vefat ettiği kanaati hakimdir (İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk, 20/68-74).
Yönetime karşı mutedil bir tutum izleyen Sâlim b. Abdullah, babası İbn Ömer gibi siyasetten uzak durmuştur. Yalnız akrabası Ömer b. Abdülazîz’e dinî ve siyasî meselelerde tavsiyeler vermiş, onun istişare meclislerinde bulunmuştur. Yine Hz. Ömer’in zekât ile ilgili uygulamalarının yazılı olduğu bir belgenin Sâlim b. Abdullah’ın yanında bulunduğu ve Ömer b. Abdülazîz’in söz konusu metnin kendisine gönderilmesini istediği nakledilmektedir (Ebû Dâvûd, Zekât, 4).
Sâlim b. Abdullah’ın rivayetlerinin kahir ekseriyeti babasından gelmektedir ki bu durum, onun hususi olarak ilim talep etmek maksadıyla sahâbeden hadis nakletmediğine; ancak hayatın doğal akışı içinde duyduklarını aktardığına işaret etmektedir. Bunun dışında Ebû Hüreyre, Hz. Hafsa gibi isimlerden de nakilde bulunmuş; ayrıca akranları Kāsım b. Muhammed, Nâfiʻ gibi kimselerden de hadis rivayet etmiştir. Sâlim’in rivayetleri büyük çoğunlukla Zührî kanalıyla aktarılmıştır. Zührî’nin ardından kendisinden fazla rivayette bulunanlar arasında Hanzale b. Ebû Süfyân, Mûsâ b. Ukbe gibi isimler zikredilebilir (Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, 10/146-147).
Kimilerinin fukahâ-yi sebʻa içinde zikrettiği Sâlim b. Abdullah’ın rivayetleri, ağırlıklı olarak ahkâm konularıyla ilgilidir. Onun, babasından naklettiği mevkuf haberlerin çoğunluğunu ibadet, nikâh-talâk gibi günlük hayata dair meseleler oluştururken, dedesinden aktardığı rivayetler genellikle vergi ve devlet düzeni gibi konularla ilgilidir. Yine Sâlim’in Hz. Peygamber’in (sav) fiilî sünnetlerini naklettikten sonra, ashâbın bu sünnetleri uygulayış biçimlerini örnek vermesi önemli bir ayrıntıdır. Rivayetlerin lafızlarını değiştirmemeye özen gösterdiği bilinen Sâlim, isnad kullanımında dikkatli bir yaklaşım sergilemekle beraber, fetva verirken daha çok hükme odaklandığından kendisine yöneltilen soruları cevaplarken zaman zaman hadislerin senedlerini zikretmemiştir.
Etbau'-Tabiîn
0 - 201
Basra
3. Sıra (3)
4. Sıra (23)
5. Sıra (14)
6. Sıra (4)
Tabiîn
0 - 0
Medine
1. Sıra (1)
3. Sıra (23)
4. Sıra (5)
Tabiîn
0 - 0
Medine
1. Sıra (2)
2. Sıra (55)
3. Sıra (5)
-
133 - 227
Kufe
1. Sıra (2)
3. Sıra (3)
4. Sıra (82)
5. Sıra (200)
6. Sıra (55)
7. Sıra (3)