Mevkûf (الموقوف) • Hadis Veritabanı



Mevkûf (الموقوف)

Sahâbeye ait söz, fiil ve takrirleri ifade etmesi için kullanılan hadis terimi

Hadis usûlünde rivayetler, kaynağı (söyleyeni), sıhhati ve nakleden râvi sayısı gibi farklı açılardan taksim edilmiştir. Kaynağı bakımından hadis rivayetleri kudsî, merfû‘, mevkûf ve maktû‘ olmak üzere dört kısma ayrılır. Hz. Peygamber’in Kur’an dışında Allah’a nisbet ederek aktardığı rivayetlere kudsî; Hz. Peygamber’e isnad edilen söz, fiil, takrir ve sıfatları içeren rivayetlere merfû; sahâbeye isnad edilen söz ve fiillere mevkûf; tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîne isnad edilen söz ve fiillere ise maktû hadis denir.

Sözlük ve Terim Anlamı

Sözlükte “dikilmek, ayakta durmak, durdurmak, bir malı Allah rızası için vakfetmek” gibi anlamlara gelen vakf kökünden ism-i mef‘ûl olan mevkûf, terim olarak sahâbenin söz, fiil ve takrirlerine dair rivayetleri ifade eder. Bu isimlendirmenin nedeni, isnadın Hz. Peygamber’e ulaşmadan sahâbîde durdurularak son bulmasıdır. Buna göre bir râvinin, “Ömer b. Hattâb şöyle dedi” veya “Ali b. Ebî Tâlib şöyle yaptı”, ya da “Hz. Ebûbekir’in önünde şöyle yapıldı, ancak o bir şey söyleyip reddetmedi” şeklinde naklettiği rivayetler mevkûf rivayetlerdir. Bununla birlikte sahâbe takrirleri konusunda farklı görüşler ileri sürülmüş, bunların mevkûf kapsamına girmeyeceği söylenmiştir.

Mevkûf hadisler de merfû hadisler gibi sened ile nakledildiği için isnad yönünden muttasıl veya munkatı‘; râvîlerin adâlet ve zabtına göre sahih, hasen, zayıf veya mevzû olabilir. Bununla birlikte isnadı sahabîde son bulmuş bir isnadla gelen her haber mevkûf sayılmamıştır. Zira isnadı sahabide son bulsa da bazı hadisler hükmen merfû sayılmıştır. (Bk. Merfû‘)

Örnekler

حَدَّثَنِى يَحْيَى عَنْ مَالِكٍ أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ اتَّجِرُوا فِى أَمْوَالِ الْيَتَامَى لاَ تَأْكُلُهَا الزَّكَاةُ

Bana Yahya (b. Yahya), ona da Malik (b. Enes) kendisine ulaşan bir isnadla, Ömer b. Hattab'ın (ra) şöyle dediğini rivayet etti: “Yetimlerin mallarını ticarette işletin ki zekat(ları verildiğinde) onları yiyip tüketmesin.” MU000592

“İbn Abbâs, teyemmümlü iken imamlık yapmıştır.” şeklindeki haber ise fiilî mevkûf rivayete örnektir. [Buhari, Teyemmüm, 5]

Mevkûf Hadis ve Literatürdeki Yeri

Vahyin inişine ve hadislerin hangi ortamda söylendiğine şahit olmaları, sahâbeyi, Hz. Peygamber’in sünnetinin tespitinde belirleyici kılmış; Hz. Peygamber’in, sahâbeyi ümmetinin en hayırlı nesli olarak nitelemesi de B003650 onların söz ve davranışlarına özel bir ilgi atfedilmesine neden olmuştur. Bu sebeple özellikle ehl-i re’y ekolü, sünnetin tespitinde mevkûf hadislere özel önem vermiş, onları el-Âsâr isimli eserlerde toplamışlardır. Hadis âlimleri de ilk dönemlerden itibaren eserlerine merfû hadislerin yanında mevkûf hadisleri de almışlardır. Tâbiîn âlimlerinden Şa‘bî’nin (ö. 103/722) Resûl-i Ekrem’in ashabından gelen rivayetlerin toplanmasına dair tavsiyesi ve İbn Şihâb ez-Zührî’nin (ö. 124/741) Resûlullah’ın hadisleri yanında sahâbenin rivayetlerini de derlemesi, hicrî birinci asırdan itibaren merfû hadislerin yanında mevkûf hadislerin de toplandığına işaret etmektedir. Nitekim muhaddisler, sahâbeye ait rivayetleri senedleriyle birlikte ve merfû hadislerle karışık olarak musannef, müsned ve sünen türü eserlere kaydetmişlerdir. Söz gelimi İmam Mâlik’in el-Muvatta’’ında neredeyse merfû hadis (822) kadar mevkûf hadis (613) yer almakta; Kütüb-i Sitte  eserlerinde de mevkûf rivayetler bulunmaktadır. Abdürrezzâk es-San‘ânî ile Ebû Bekir İbn Ebi Şeybe’nin el-Muṣannef’leri gibi musannef türü eserler, rivayet kitapları içerisinde mevkûf hadislerin kaynakları durumundadırlar.  Mevkûf rivayetler Kur’an’ın tefsirinden, zühd ve takvâya dair konulara, hukukî meselelere ait beyan ve ictihadlardan gaybî ve uhrevî bahislere kadar çok geniş bir alanı içine almaktadır.

Hadis usulü kitaplarında daha çok bu rivayet sîgalarının ne ölçüde merfû olduğu konusu ele alınmış; fıkıh usulü eserlerinde ise ayrıca bu sîgalarla rivayet edilen hadislerin delil olma yönünden değeri incelenmiş, mevkûf hadisler için genellikle sahâbe kavli, sahâbe ameli, sahâbe fetvası ve sahâbe mezhebi gibi tabirlerin kullanılması tercih edilmiştir.

Mevkûf rivayetlerin delil oluşu konusunda âlimler arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır. Nitekim fıkıh literatüründe, merfû hadisler gibi, kesin delil olarak kabul edilmemiştir. Mesela Hanefî âlimlere ve İmam Şâfiî’ye göre mevkûf hadis hüccet değildir. Çünkü bu söz, sahâbînin kendi ictihadı sonucu ortaya çıkmış olabilir ya da onu başka birinden duymuş olma ihtimali vardır. Bazı âlimler de, sahabî sözünün sadece re’y ve ictihad yoluyla bilinemeyecek konularda hüccet olduğu görüşündedirler. Hanefîlerden Serahsî ve müteahhirûn alimler, birer görüşlerinde de İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e göre mevkûf hadis hüccettir. Ebû Dâvûd ise Hz. Peygamber’den nakledilen iki haber tearuz edince, ashâbın hangisiyle amel ettiğine bakılacağı görüşündedir. Bazı âlimler ise, merfû hadisin bulunmadığı konularda mevkûf haberlerin delil olabileceğini belirtmişlerdir.

Terim Anlamının Ortaya Çıkışı ve Diğer Anlamları

Mevkûf terimi II. (VIII.) yüzyıl boyunca sözlük anlamında kullanılmış, terim olarak kullanımı ise III. (IX.) yüzyılda yaygınlaşmıştır. Kavramın diğer kullanımları şu şekildedir:

1. ‘Vakafe’ fiili veya mevkûf tabiri, sahâbî ravî dışındaki ravîler için kullanıldığında, sözün o kişiye ait olduğunu ifade etmek amacıyla, kelime anlamıyla kullanılmıştır. Örneğin “وَقَفَ فُلَانٌ عَلَى الزُّهْرِيّ”, “Falan, sözün Zührî’ye ait olduğunu ifade etti” anlamındadır. “مَوْقُوفٌ عَلَى الزُّهْرِيّ” ise “Söz, Zührî’ye aittir” anlamına gelmektedir.

2. Mevzû hadislerle ilgili kitaplarda, zaman zaman hadisin merfû olabileceğine bir işaret için kullanılır.  Bu tür eserlerde sahabi sözleri için ise “min kelâmi fulân: falancanın sözü olarak…” gibi bir ifade kullanılır.

3. Bazen “kabul veya reddedileceği konusunda hüküm verilemeyen hadis” mânasında kullanılmıştır. [Bk. Makbûl, Merdûd, Muzdarib, Tevakkuf.]

Kaynaklar

Abdullah Aydınlı, “Mevkûf”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2004), 29/437-438.

Talât Koçyiğit, Hadis Istılahları (Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1980), “Mevkûf ‘”, 224-225.

Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü (İstanbul: İFAV Yayınları, 2016), “Mevkûf‘”, 181-182.

Mücteba Uğur, Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü (Ankara: TDV Yayınları, 2. Basım, 2018), “Mevkûf”, 225.

Ahmet Yücel, Hadis Usûlü (İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 53. Basım, 2021), 157-158.

İsmail Lütfi Çakan, Şekil ve Örneklerle Hadis Usûlü (İstanbul: İFAV Yayınları, 29. Basım, 2012), 102-104.

Detaylı Bilgi İçin Bk.

Toksarı, Ali. “Hadis İlmi Açısından Sahâbî Kavli ve Değeri”. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2 (1985), 339-357.

Büyükkara, Mehmet Ali. Mevkûf Hadisler ve Değeri. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1993.

Yılmaz, Muhammet. Mevkûf Hadisler ve Delil Olma Yönünden Değeri. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1994.

Muhammet Yılmaz, “Mevkûf Hadisler ve Hükmen Merfû Kavramı”, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 1/1 (2001), 159-179.

Khalidi, Smain. İmâm Mâlik ve Muvatta’ Adlı Eseri. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002.

Suiçmez, Yusuf. Hadiste Ref Problemi (Mevkûf ve Maktû Hadislerin Resûlullah’a İzafesi). Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005.

Çap, Sabri. Hadis İlminde Merfû-Mevkûf İlişkisi. Doktora Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008.

Özdemir, Recep. İmâm Mâlik ve Sahâbe Kavline Yaklaşımı. Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012.

Yılmaz, Rahile. Modern Hadis Tartışmaları Bağlamında Muvatta’daki Mürsel Rivâyetler. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014.

İlgili Kavramlar

Kudsî, Merfû‘, Maktû‘, Vakf,