Giriş

Bize Ebu Kureyb Muhammed b.  Alâ, ona Veki', ona Kurra İbn Hâlid, ona Humeyd b. Hilâl, ona Hâlid b. Umeyr rivayet etmiştir. Utbe b. Gazvân şöyle demiştir: "Ben Resûlüllah'la (sav) bir­likte bulunan yedi kişiden biriydim. Bizim Huble yap­rağından başka yiyeceğimiz yoktu. Öyle ki onu yemekten ağızlarımız yara oldu."


    Öneri Formu
35 M007437 Müslim, Zühd ve Rekâik, 15

Bize Muhammed b. Ebî Ömer, ona Süfyân, ona Süheyl b. Ebî Sâlih, ona babası, ona da Ebû Hureyre'nin (ra.) rivâyet ettiğine göre, ashâb-ı kirâm; "Ey Allah’ın rasûlü, kıyamet gününde rabbimizi görecek miyiz?" diye sordular. Hz. Peygamber; "- Bulutsuz bir günde ve öğle vaktinde güneşi görmekte zorlanır mısınız?" diye sordu. “- Hayır!” dediler. Tekrar; “Bulutsuz ve dolunaylı bir gecede ayı görmekte zorlanır mısınız?” diye sordu. Yine; “- Hayır!” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şunları söyledi: “- Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, (o gün) Rabbinizi görmek konusunda çekeceğiniz zorluk, ancak (bugün) ay ve güneşi görmek konusunda çektiğiniz zorluk kadar olacaktır. Rabbi gelen kuluna; “- Ey falan! Sana ikrâm etmedim mi? Seni efendi yapmadım mı? Sana eş vermedim mi? Atları, develeri sana müsahhar kılmadım mı? Reis olmana ve bu vesile ile ganimetin dörtte birini almana imkân vermedim mi?” diyecek. İnsan da; “- Evet ya Rabbi!” diyecek. O zaman Allah; “- Bana kavuşacağını düşündün mü?” diyecek. İnsan da; “- Hayır!” diyecek. Bunun üzerine Allah; “- Öyleyse sen (dünyada) beni unuttuğun gibi bugün ben de seni unutuyorum” buyuracak. Sonra ikinci bir kul gelir. Allah ona da; “- Ey falan! Sana ikrâm etmedim mi? Seni efendi yapmadım mı? Sana eş vermedim mi? Atları, develeri sana müsahhar kılmadım mı? Reis olmana ve bu vesile ile ganimetin dörtte birini almana imkân vermedim mi?” diyecek. İnsan da; “- Evet ya Rabbi!” diyecek. O zaman Allah; “- Bana kavuşacağını düşündün mü?” diyecek. İnsan da; “- Hayır!” diyecek. Bunun üzerine Allah; “- Öyleyse sen (dünyada) beni unuttuğun gibi bugün ben de seni unutuyorum” buyuracak. Sonra üçüncü kul gelir, Allah ona da aynı şeyleri söyler. O kul da; “- Ey Rabbim! Sana, Kitabına ve Peygamberlerine iman ettim. Namaz kıldım, oruç tuttum ve sadaka verdim” der ve elinden geldiği kadar hayırla senâda bulunur. Bunun üzerine Allah; “- Öyleyse sen şuraya buyur!” der. Sonra ona; “- Şimdi senin aleyhine bir şahit göndereceğiz” denilir. Bunun üzerine insan kendi kendine; ‘acaba aleyhime şahitlik yapacak olan kimdir?’ diye düşünmeye başlar. Sonra hemen ağzı mühürlenir, uyluğuna, etine ve kemiğine; “- Konuşun!” denir. O zaman uyluğu, eti ve kemiği bütün yaptıklarını anlatır. Bu, ona mazeret dileme imkânı bırakmamak içindir. Bu adam, Allah’ın gazabına uğrayacak olan bir münafıktır.”


    Öneri Formu
36 M007438 Müslim, Zühd ve Rekâik, 16

Bize Ebû Bekir b. en-Nadr b. Ebî'n-Nadr, ona Ebû'n-Nadr Hâşim b. el-Kasım, ona Ubeydullah el-Eşcaî, ona Süfyân es-Sevrî, ona Ubeyd el-Müktib, ona Fudayl, ona eş-Şa'bî, ona da Enes b. Mâlik (ra.) şöyle rivâyet etti: “Rasûlullah’ın (sav.) huzurunda oturuyorduk. Bir ara Hz. Peygamber gülümsedi; “- Neden güldüğümü anladınız mı?” diye sordu. “- En iyisini Allah ve Rasûlü bilir” dedik. “- Kulun Rabbine olan sözlerinden güldüm” dedi ve şöyle izah etti: Kul, Rabbine; “- Ey Rabbim; sen beni zulümden korumadın mı?” diye sorar. Cenâb-ı Hak da; “- Evet” der. Kul; “- Öyleyse ben bugün, kendim için kendimden başka birinin şahitliğini istemiyorum” deyince, Allah; “- Bugün sana tek şahit olarak nefsin, çok şahit olarak da kirâmen kâtibîn melekleri yeter” buyurur. Bunun üzerine insanın ağzı mühürlenir ve uzuvlarına; “- Konuş!” diye emredilir. Onlar da yaptıklarını anlatırlar. Sonra insana konuşma imkânı verilir. Bunun üzerine adam, uzuvlarına; “Lanet olsun size! Defolun! Ben sizin için mücadele ediyordum” der.


    Öneri Formu
37 M007439 Müslim, Zühd ve Rekâik, 17

Bana Züheyr b. Harb (el-Haraşî), ona Muhammed b. Fudayl (ed-Dabbî), ana babası (Fudayl b. Ğazvan ed-Dabbî), ona Umare b. Ka’ka’ (ed-Dabbî), ona Ebu Zür’a (b. Amr el-Becelî), ona da Ebu Hüreyre Rasul-i Ekrem’in (sav) şöyle dua ettiğini nakletti: "Allah’ım! Muhammed ailesinin rızkını (el avuç açmadan geçimine) yetecek kadar ver!"


    Öneri Formu
39 M007440 Müslim, Zühd ve Rekâik, 18

Bize Ebubekir b. Ebu Şeybe, Amr en-Nâkıd, Züheyr b. Harb ve Ebu Küreyb (Muhammed b. Alâ), onlara Veki' (b. Cerrâh), ona A'meş (Süleyman b. Mihrân), ona Umara b. Ka'kâ', ona Ebu Zür'a (b. Amr el-Becelî)), ona da Ebu Hüreyre (ra), Rasulullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Allah'ım! Muhammed'in ailesinin rızkını yetecek kadar ver!" [Amr'ın rivayetinde: "İc'al rızka..." yerine 'urzuk' "Allah'ım rızıklandır" ifadesi yer almıştır.]


    Öneri Formu
46 M007441 Müslim, Zühd ve Rekâik, 19

Bize Ebu Said [Abdullah b. Said] Eşecc, ona Ebu Üsame (Hammâd b. Üsâme), ona A'meş (Süleyman b. Mihrân), ona Umâre b. Ka'kâ ed-Dabbî, ona Ebu Zur'a b. Amr el-Becelî, ona da Ebû Hureyre'nin bu isnadla aktardığına göre şöyle buyurmuştur: "Hz. Peygamber (bir önceki rivayette 'Allahım! Âli Muhammed'in rızkını yetecek kadar ver' duasında kût kelimesi yerine) "kefâf" kelimesini kullanmıştır."


    Öneri Formu
49 M007442 Müslim, Zühd ve Rekâik, 19

Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ile Ebu Küreyb ve İshak b. İbrahim, onlara Ebu Muaviye (Muhammed b. Hâzim), ona (Süleyman b. Mihran) el-A’meş, ona İbrahim (en-Nehaî), ona da Esved (b. Yezid en-Nehaî), Aişe’nin (r. anha) şöyle dediğini nakletti: "Rasulullah (sav) göçüp gidinceye kadar üç gün arka arkaya buğday ekmeğinden doya doya yememiştir."


    Öneri Formu
52 M007444 Müslim, Zühd ve Rekâik, 21

Bize Muhammed b. Müsenna (el-Anezî) ile Muhammed b. Beşşar, onlara Muhammed b. Cafer (el-Hüzelî), ona Şu’be (b. Haccac el-Atekî), ona Ebu İshak (es-Sebî), ona Abdurrahman b. Yezid (en-Nehaî), ona da Esved (b. Yezid en-Nehaî), Aişe’nin (r. anha) şöyle dediğini nakletti: "Muhammed (sav) ailesi, Rasulullah’ın ruhu kabzedilinceye kadar, iki gün arka arkaya arpa ekmeğinden doya doya yememiştir."


    Öneri Formu
53 M007445 Müslim, Zühd ve Rekâik, 22

Bana Haccâc b. Şâir ile Ahmed b. Saîd b. Sahr -Her iki ravinin lafızları birbirine yakındır- onlara Ebu Numan, ona Sâbit, -Haccâc b. Yezîd rivayetinde Ebu Zeyd el-Ahvel şeklinde yer almaktadır- ona Âsım, ona Abdullah b. el-Hâris, ona da Ebu Eyyûb'un (el-Ensarî) azatlısı Eflah, Ebu Eyyûb'un şöyle anlattığını nakletti: "Peygamber (sav) ona misafir olmuş ve Efendimiz (sav) alt kata Ebu Eyyûb da üst kata yerleşmiştir. Derken Ebu Eyyûb, bir gece "Biz, Resul-i Ekrem'in (sav) başının üzerinde yürüyoruz" demiş. Bunun üzerine [ailece] bir kenara çekilip gecelemişler. Sonra Ebu Eyyûb, (bu durumu) Peygamber'e (sav) söylemiş. Efendimiz (sav) "Alt kat daha uygun" buyurmuştur. Ebu Eyyûb, "Sen alt katta iken ben üstte oturamam” demiş. Bunun üzerine Peygamber (sav) üst kata, Ebu Eyyûb da alt kata geçmiştir. Ebu Eyyûb, Peygamber'e (sav) yemek yaparmış. Sofra (kaldırılıp geri) getirildiği vakit onun parmaklarının (yemek kabında değdiği) yeri sorar, (onun yediği yerden yemek amacıyla) parmaklarının [değdiği] yeri araştırırmış. Bir gün ona sarımsaklı bir yemek yapmış. Sofra geri getirildiği vakit Peygamber'in (sav) parmaklarının [değdiği] yerleri sormuş. Kendisine "O [sav] yemedi” denilmiş. Bu duruma şaşırmış ve hemen [Rasulullah'ın (sav) yanına çıkarak "Sarımsak haram mıdır?" diye sormuş. Peygamber (sav) "Değildir! Lâkin ben ondan hoşlanmıyorum" buyurmuştur. Ebu Eyyûb "Öyle ise senin hoşlanmadığından yahut senin kerih gördüğünden ben de hoşlanmam" demiş. Ebu Eyyûb "Peygamber'e (sav) [vahiy sebebiyle] gelinirdi [yani melek gelirdi]" demiştir.


    Öneri Formu
281748 M005358-2 Müslim, Eşribe, 171


    Öneri Formu
51 M007443 Müslim, Zühd ve Rekâik, 20