10631 Kayıt Bulundu.
Bize Abdullah b. Mesleme, ona Yezid b. Zürey', ona Yunus (b. Ubeyd), ona da Ziyad b. Cübeyr şöyle demiştir: (Abdullah) b. Ömer ile birlikteydim. Bir adam ona şöyle bir soru sordu: "Ben yaşadığım müddetçe her salı veya çarşamba günü oruç tutmak için adak adadım. Kurban bayramı gününde (oruç adadağım) bu güne denk geldim. (Ne yapmalıyım?)." Bunun üzerine İbn Ömer şöyle dedi: "Allah adağın yerine getirilmesini emretmiştir. (Hz. Peygamber (sav) tarafından) kurban bayramı gününde oruç tutmaktan nehyedildik" dedi (ve hükmünü söylemedi). Bu sefer o şahıs sorusunu tekrar etti. İbn Ömer de bir şey eklemeksizin aynı sözün bir benzerini söyledi.
Açıklama: Bu rivayetten İbn Ömer'in fetvâ verirken nasların zâhiriyle yetindiği ve kıyasla hüküm vermekten çekindiği anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir adakta bulunan kişinin ne yapacağı da sonuçta bir hükme bağlanmalıdır. Fakîhlerden bazıları bayram günü oruç tutmayacağı gibi kazasının da gerekmediğini söylemişlerdir. Zira o güne denk gelen adak Ramazan'a denk gelen gibi geçersiz sayılır. Bir kısmı ise bu adağın geçerli olduğunu, ancak bayram günü oruç tutmak yasaklandığı için kazasını yapacağını söylemişlerdir. (bk. Nevevî, el-Mecmû',8/482) Kanaatimizce Ramazan'a denk gelenin kazası gerekmeyeceği gibi bayram gününe denk gelenin de kazası gerekmez.
Bize Ebu Yeman, ona Şuayb, ona Ebu Zinad, ona A'rec, ona da Ebu Hureyre şöyle demiştir: "Adak, Adem oğluna takdir edilenin dışında bir şey getirmez. Ancak adak, o kimseyi kendisi için takdir edilmiş olan kadere götürür. Allah, bu adak sebebiyle cimri kimsenin cebinden mal çıkartır, böylece o kimse, adak sebebiyle daha önce vermediği malı verir."
Bize Adem, ona Şu'be, ona Ebu Bişr, ona Said b. Cübeyr, ona da İbn Abbas (r.anhüma) şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam Rasulullah'a (sav) geldi ve 'Kız kardeşim hacca gitmeyi adamıştı. Ancak (adağını yerine getiremeden) vefat etti' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'Eğer kardeşinin borcu olsaydı onun yerine borcunu öder miydin?' diye sordu. O da 'Evet öderdim' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'Öyleyse (kardeşinin) Allah'a (olan adak borcunu) öde. Zira Allah'a olan borç ödenmeye daha layıktır' buyurdu."
Bize Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Eyyüb, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) hutbe okurken ayakta durmakta olan bir adam görüverdi ve onun kim olduğunu sordu. Etrafındakiler adamın adının Ebu İsrail olduğunu ve oturmaksızın ayakta durmayı, gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve böyleyken oruç tutmayı adadığını söylediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'Söyleyin ona konuşsun, gölgelensin, otursun. Orucunu da tamamlasın' buyurdu." [Abdülvahhâb der ki: Bize Eyyüb, ona da İkrime bu hadisi bize Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.]
Bize Muhammed b. Ebu Bekir el-Mukaddemî, ona Fudayl b. Süleyman, ona Musa b. Ukbe, ona da Hakim b. Ebu Hurre el-Eslemî şöyle rivayet etmiştir: Hakim, Abdullah b. Ömer'e (r.anhuma) her gün oruç tutacağı yönünde adakta bulunan ve adadığı bu oruç, Kurban ya da Ramazan bayramına denk gelen birinin ne yapması gerektiği sorulmuş, Abdullah b. Ömer bu soruya “Şüphesiz ki Allah'ın Rasulü'nde sizin için güzel bir örnek vardır. Ne ki o Kurban veya Ramazan bayramlarında oruç tutmamıştır” şeklinde cevap vermiş ve bu iki bayramda oruç tutmayı doğru bulmamıştır.