500 Kayıt Bulundu.
Bize Ebu Rabî', ona Hammad, ona Eyyüb; (T) Bize İbn Nümeyr, ona babası, ona Ubeydullah, o ikisine Nafi', ona Ebu Ubeyd'in kızı Safiyye, ona Nebi'nin (sav) zevcelerinden birisinin rivayet ettiğine göre Nebi'den (sav), öncekilerin hadisi ile aynı manada rivayette bulunmuştur.
Açıklama: Hadisin tam metni için M003735 numaralı rivayete bakınız.
Bize Yahya b. Yahya, Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, Amr en-Nakıd ve Züheyr b. Harb, onlara Süfyan b. Uyeyne, ona ez-Zührî, ona Urve, ona Aişe'nin rivayet ettiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, kocası dışında ölmüş herhangi birisi için üç günden fazla yas tutması helâl değildir."
Zeyneb der ki: Kardeşi vefat ettikten sonra Zeyneb bt. Cahş'ın yanına gittim, bir koku getirilmesini istedi ve ondan süründükten sonra şöyle dedi: Vallahi, benim koku sürünmeye ihtiyacım yok, şu kadar var ki Rasulullah’ı (sav) minber üzerinde şöyle buyururken dinlemiştim: "Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadının, kocası için tutmak zorunda olduğu dört aylık on günden başka, herhangi bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir."
Zeyneb bt. Ümm Seleme'nin Ümm Habibe’den rivayet ettiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah’a ve âhiret gününe iman eden müslüman bir kadının, kocası için dört ay on gün dışında (ölmüş herhangi bir kimse için) üç günden fazla yas tutması helâl değildir."
Bize Hasan b. Abdülaziz, ona Yahya b. Hassan, ona Kureyş b. Hayyan, ona Sabit (b. Eslem), ona da Enes b. Malik (ra) şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) ile birlikte demirci olan Ebu Seyf'in yanına girdik. Ebu Seyf, İbrahim'in süt babasıydı. Rasulullah (sav), İbrahim'i aldı, onu öptü ve kokladı. Bundan sonra bir kere daha Ebu Seyf'in (evine) gittik. Bu defa İbrahim can veriyordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) ağlamaya başladı. Ardından Abdurrahman b. Avf (ra) 'Ey Allah'ın Rasulü! Sen de mi ağlıyorsun? deyince, Rasulullah (sav) da; "Ey İbn Avf! Bu merhamettendir" buyurdu. Sonra da ağlamaya devam etti. Ardından şöyle buyurdu: "Göz ağlar, kalp üzülür. Biz ise, Rabbimizin razı olacağı sözden başka bir söz söylemeyiz. Ey İbrahim! Bizler senin ayrılman sebebiyle üzüntülüyüz." Bu hadisi Musa b. İsmail, Süleyman b. Mugîre'den; o da Sabit el-Bunânî'den, o da Enes b. Malik'ten (ra), o da Rasulullah'dan (sav) nakletmiştir.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: إِنَّ الْعَيْنَ تَدْمَعُ ، وَالْقَلْبَ يَحْزَنُ ، وَلاَ نَقُولُ إِلاَّ مَا يَرْضَى رَبُّنَا
Bize Hasan b. Abdülaziz, ona Yahya b. Hassan, ona Kureyş b. Hayyan, ona Sabit (b. Eslem), ona da Enes b. Malik (ra) şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) ile birlikte demirci olan Ebu Seyf'in yanına girdik. Ebu Seyf, İbrahim'in süt babasıydı. Rasulullah (sav), İbrahim'i aldı, onu öptü ve kokladı. Bundan sonra bir kere daha Ebu Seyf'in (evine) gittik. Bu defa İbrahim can veriyordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) ağlamaya başladı. Ardından Abdurrahman b. Avf (ra) 'Ey Allah'ın Rasulü! Sen de mi ağlıyorsun? deyince, Rasulullah (sav) da; "Ey İbn Avf! Bu merhamettendir" buyurdu. Sonra da ağlamaya devam etti. Ardından şöyle buyurdu: "Göz ağlar, kalp üzülür. Biz ise, Rabbimizin razı olacağı sözden başka bir söz söylemeyiz. Ey İbrahim! Bizler senin ayrılman sebebiyle üzüntülüyüz." Bu hadisi Musa b. İsmail, Süleyman b. Mugîre'den; o da Sabit el-Bunânî'den, o da Enes b. Malik'ten (ra), o da Rasulullah'dan (sav) nakletmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Musa b. İsmail arasında inkita vardır.
Bize Muhammed b. Râfi' (el-Kuşeyrî) ve Abd b. Humeyd (el-Keşşî), ona (İbn Râfi'e) Abdürrezzak (b. Hemmâm), ona da İbn Cüreyc’in (el-Mekkî) rivayet ettiğine göre Abdullah b. Ebu Müleyke (el-Kuraşî) şöyle demiştir: Osman b. Affân’ın bir kızı Mekke’de vefat etti. Bizler de cenazeye katılmak için gelmiştik. (Abdullah) b. Ömer ve (Abdullah) b. Abbas da gelmişti ve ben de o ikisinin arasında oturuyordum. Ben, onlardan birinin yanına varıp oturmuş, ardından da diğeri gelmiş, yanıma oturmuştu. [Yani böylelikle aralarına oturmuştum.] Abdullah b. Ömer, karşısında duran Amr b. Osman’a; “Cenazede ağlamayı men etmeyecek misin? Zira Rasulullah (sav); ‘Şüphesiz ölen kişi, ailesinin ona ağlaması sebebiyle azap görür.’ buyuruyor.” bedi. Bunun üzerine (Abdullah) b. Abbas; “Ömer de bu hadisin bir kısmını söylerdi.” dedi ve anlatmaya koyuldu: “Ömer’le birlikte Mekke’den ayrılarak yola çıkmıştım. Beydâ denilen yere vardığımızda baktım ki bir kervan, bir ağacın altında duruyor! Ömer dedi ki; ‘Git, bak bakalım. Bu kervandakiler kimlermiş?’ (Gidip) baktım ki Suheyb! Hemen (gelip) Ömer’e haber verdim. ‘Onu, bana çağır.’ dedi. Suheyb’in yanına döndüm ve ‘Kalk, mü’minlerin emirine katıl.’ dedim. [Gel zaman, git zaman] bilahare Ömer vurulunca Suheyb ağlayarak ve ‘Vah kardeşim! Vah arkadaşım!’ diyerek geldi. Bunun üzerine Ömer; ‘Ey Suheyb! Rasulullah (sav); ‘Şüphesiz ölen kişi, ailesinin ona olan bazı ağlamaları sebebiyle azap görür.’ buyurmuşken bana mı ağlıyorsun?’ dedi.” (Abdullah) b. Abbas sözlerine şöyle devam etti: “Ömer vefat edince bu rivayeti, Hz. Âişe’ye anlattım. Buna karşılık Hz. Âişe dedi ki; ‘Allah, Ömer’e rahmet etsin. Hayır. Vallahi, Rasulullah (sav); ‘Şüphesiz Allah, bir kimsenin ağlaması sebebiyle mümine azap eder.’ buyurmadı. Fakat; ‘Şüphesiz Allah, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle kafirin azabını artırır.’ buyurdu.’ Hz. Âişe ayrıca; ‘Size Kur’an yeter; ‘Hiçbir günahkâr nefis, bir başkasının günahını yüklenmez.’ (En’am, 6/164) dedi.” Ravi diyor ki; “Bu noktada (Abdullah) b. Abbas şöyle dedi: ‘Güldüren ve ağlatan ancak Allah’tır.” Ravi (Abdullah) b. Ebu Müleyke şöyle dedi: “Vallahi, [bu durum karşısında] (Abdullah) b. Ömer hiçbir şey söylemedi.”
Bize Abdurrahman b. Bişr (el-Abdî), ona Süfyan (b. Uyeyne el-Hilâlî), ona Amr (b. Dinar el-Cümahî), ona da (Abdullah) b. Ebu Müleyke (el-Kureşî) rivayet etmiş ve şöyle demiştir: "Ümmü Ebân bt. Osman'ın cenazesindeydik." Devamla (Abdullah) b. Ebu Müleyke ilgili hadisi aktarmış; ancak Eyyûb ve İbn Cüreyc'in yaptıkları gibi hadisi Hz. Ömer üzerinden Hz. Peygamber'e (sav) dayandırmamıştır. Eyyûb ve İbn Cüreyc'in rivayet ettikleri hadis, Amr'ın (b. Dinar el-Cümahî) rivayet ettiği hadisten daha tamdır.
Bize Halef b. Hişam ve Ebu'r-Rabî' ez-Zehrânî (Süleyman b. Davud el-Atekî), onlara Hammâd (b. Zeyd el-Ezdî), ona Hişam b. Urve, ona da babasının (Ebu Abdullah Urve b. Zübeyr el-Esedî) rivayet ettiğine göre Hz. Âişe'nin (r. anhâ) yanında Abdullah b. Ömer'in (ra), ailesinin ağlamasından dolayı ölünün azap göreceği yönündeki sözü anlatıldı. Bunun üzerine Hz. Âişe (r. anhâ) şöyle dedi: "Allah, Ebu Abdurrahman'a merhamet etsin! Bir şey duymuş ama onu iyi ezberlememiş. Rasulullah'ın (sav) yanından bir Yahudi cenazesi geçti. Oradaki Yahudiler, o cenazenin başında ağlıyorlardı. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: 'O azap görürken siz de ağlıyorsunuz!"
Bize Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe, ona Vekî' (b. Cerrah er-Ruasî), ona Said b. Ubeyd et-Tâî ve Muhammed b. Kays'ın rivayet ettiğine göre Ali b. Rabîa şöyle demiştir: "Kufe'de kendisi için ağıt yakılan ilk kişi, Karaza b. Ka'b'tır. Muğire b. Şu'be (ra), Rasulullah'ı (sav) şöyle buyururken duyduğunu söylemiştir: 'Kimin için ağıt yakılırsa hiç şüphe yok ki o kişi, kendisi için yakılan ağıt sebebiyle Kıyamet Günü azap görür."