8054 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Harun b. Abdullah ve Haccâc b. eş-Şâir, o ikisine Haccâc b. Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona Ebu Zübeyr'in rivayet ettiğine göre o, Cabir b. Abdullah'ı Rasulullah'tan (sav) şu hadisi naklederken dinlemiştir: "(Rasulullah'tan (sav)) Bir gün bir hutbe verdi ve ashabından bir adamın vefat ettiğinden, pek yeterli gelmeyen bir kefen ile kefenlenip, geceleyin gömüldüğünden söz edildi. Nebi (sav) de bir kimsenin -buna insanın mecbur kalması hali müstesna- namazı kılınmadıkça geceleyin kabre konulmamasını ve defnedilmemesini emretti. Ayrıca Nebi (sav): "Sizden biriniz kardeşini kefenlediği zaman onu güzel bir şekilde kefenlesin/kefenini güzel tutsun" buyurdu.
Bize Muhammed b. Müsenna, ona Ebu Davud; (T) Bize Nasr b. Muhacir, ona Yezid b. Harun, ona Mes'udî, ona Amr b. Mürre, ona İbn Ebu Leyla, ona da Muaz b. Cebel şöyle rivayet etmiştir: "Namazın farz kılınması da orucun farz kılınması da üç evrede gerçekleşmiştir." Seneddeki ravilerden Nasr bu hadisi uzunca, İbn Müsenna ise sadece namazlarının Beyt-i Makdis'e doğru kılınması ile alakalı kıssayı aktararak, kısa bir şekilde nakletmiş ve şöyle demiştir: "(Namazın) üçüncü evresi şöyleydi: Hz. Peygamber (sav) Medine'ye geldi ve on üç ay boyunca Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldı. Ardından Allah Teâlâ (Yüzünü semaya döndürüp durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye yönlendireceğiz. Artık yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Sizler de nerede olursanız olun yüzünüzü oraya çevirin) ayetini indirdi. Böylece Allah Teâlâ onun yüzünü Kâbe'ye çevirdi." İbn Müsenna'nın rivayeti bu şekilde son bulmaktadır. Ravi Nasr, hadisi rivayet ederken rüya (ezanı rüyasında) gören sahâbînin ismini açıklamış ve şöyle nakletmiştir: "Ensar'dan biri olan Abdullah b. Zeyd geldi ve kıbleye yönelip şöyle dedi: 'Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Rasulüdür, şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Rasulüdür. İki kere haydi namaza, iki kere de haydi kurtuluşa dedi. (Sonra) Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah'tan başka ilah yoktur (dedi). Biraz durdu, ardından tekrar kalktı ve benzer şeyleri (ezanın lafızlarını) söyledi. Ancak bu defa, haydi namaza cümlesinden sonra 'Namaz vakti girdi, namaz vakti girdi' cümlelerini ilave etti. Hz. Peygamber (sav), Abdullah b. Zeyd'e 'Ezanın sözlerini Bilal'e öğret' buyurdu. Bilal de ezanı okudu." Ravi (Nasr), oruç hakkında da şunları anlatmıştır: "Rasulullah (sav), (önceleri) her ay üç gün ve (bir de) aşûrâ orucunu tutardı. Allah Teâlâ, (Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı...) ayetini (...bir fakiri doyuracak kadar fidye verir.) kısmına kadar indirince, artık dileyen oruç tuttu, dileyen de oruç tutmayıp her gün fakirlere yemek yedirdi ve bu da tutmadıkları oruçların yerine geçti. Bu orucun bir evresiydi. Ardından Allah Teâlâ, (İçerisinde Kur'ân'ın indirildiği ramazan ayı...) ayetini (...diğer günlerde tutsun.) kısmına kadar indirdi. Böylece oruç, Ramazan ayına erişen kimseye farz kılınmış oldu. Yolculara da kaza etmeleri hükmü getirildi. Oruçlarını tutamayan yaşlı erkek ve kadınlara ise fakirleri doyurmaları (ruhsatı verildi)." (Muaz b. Cebel), 'Sırma (el-Ensârî), bütün gün çalışmış olarak geldi...' diyerek hadisin kalan kısmını rivayet etmiştir.
Açıklama: Hadisin senedinde Muaz b. Cebel ile Abdurrahman b. Ebu Leyla arasında inkıta vardır.
Bize İbn Ebu Meryem, ona Yahya b. Eyyûb, ona Humeyd, ona da Enes şöyle rivayet etmiştir: Selimeoğulları kaldıkları mahallelerinden taşınıp Nebi’ye (sav) yakın bir yere yerleşmek istediler. Fakat Rasulullah (sav) onların Medine’yi tenhalaştırmalarını hoş görmediğinden: "Neden (Mescid-i Nebevî'ye gidip gelirlen) (attığınız adımların) izlerini (mükâfatını) hesaba katmıyorsunuz?" buyurdu. Mücahid de dedi ki: Onların adımları, ayaklarıyla yerde yürürken bıraktıkları izleridir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Said b. Ebu Meryem arasında inkita vardır.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Yahya b. Ebu Bükeyr, ona Züheyr b. Muhammed, ona Abdullah b. Muhammed b. Akîl, ona Said b. el-Müseyyeb, ona da Ebu Said el-Hudrî'nin rivayet ettiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Allah’ın günahları affetmesine ve hasenatı arttırmasına sebep olan şeyleri söyleyeyim mi?" Ashâb, "Buyur, ey Allah’ın Rasulü!" deyince, O (Rasulullah (sav)) "Güçlüklere rağmen adabına riayet ederek iyice abdest almak,, mescitlere gitmek için yürümek ve namazdan sonra diğer namazı beklemek" buyurdu.
Açıklama: Elbani bu hadisn hasen sahih olduğunu ifade etmiştir
Bize Ebu Numan ve Kuteybe, onlara Hammad, ona Eyyûb, ona Nafi, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir: "Nebi (sav) Mekke’ye geldi ve Osman b. Talha’yı çağırtıp Kâbe'nin kapısını açtı. Nebi (sav), Bilal, Usame b. Zeyd ve Osman b. Talha içeri girdi. Sonra kapı kapatıldı. (Allah Rasulü) içinde bir süre kaldıktan sonra dışarı çıktılar. İbn Ömer der ki: Ben de derhal öne geçip Bilal’e (Hz. Peygamber (sav) içeride namaz kıldı mı?) diye sordum. O da “orada namaz kıldı” dedi. Ben “Neresinde” dedim. O da “İki direk arasında” dedi. İbn Ömer der ki: Ona kaç rekât kıldığını sormak hatırıma gelmedi."
Bize Musa b. İsmail, ona Cüveyriye, ona Nafi, ona da İbn Ömer şöyle demiştir: "Nebi (sav) beraberinde Usame b. Zeyd, Osman b. Talha ve Bilal de olduğu halde Kâbe’ye girdi. Uzun süre kaldıktan sonra çıktı. Onun hemen arkasında ilk giren kişi ben oldum. Bilal’e “Nerede namaz kıldı?” diye sordum, “ön taraftaki iki direğin arasında” dedi."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Nafi, ona da Abdullah b. Ömer şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), Usame b. Zeyd, Bilal ve Osman b. Talha el-Hacebî ile birlikte Kâbe’nin içine girdi, üzerine kapıyı kapattı ve içinde bir süre kaldı. Dışarı çıktığı zaman ben Bilal’e “Nebi (sav) ne yaptı?” diye sordum, “bir sütunu sol tarafına, bir diğerini sağına, üç sütunu da arkasına alıp namaz kıldı” dedi. O gün, Kâbe altı sütün üzerine bina edilmişti." [Bize İsmail, ona Malik bu hadisi rivayet etti ve rivayetinde “iki sütunu da sağına aldı” demiştir.]
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Yezid b. Harun, ona Selim b. Hayyân, ona Saîd b. Mînâ, ona da Cabir b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), Necâşî Ashame'nin (cenaze) namazını kıl(dır)ıp (cenaze namazında) dört defa tekbir getirdi."
Bize Muhammed b. Sabbah, ona Süfyan b. Uyeyne, ona (İbn Şihab) ez-Zührî, ona Saîd (b. Müseyyeb) (T) ve Abbâd b. Temîm, onlara da amcası (Abdullah b. Zeyd) (ra) rivayet ettiğine göre "Namazda iken abdesti bozuldu mu bozulmadı mı diye şüphelenen kişinin durumu Hz. Peygamber'e (sav) arz edildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Hayır, böyle bir kimse koku duymadıkça veya ses işitmedikçe abdesti bozulmamıştır."
Bize Ebu Numan ve Kuteybe, onlara Hammad, ona Eyyûb, ona Nafi, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir: "Nebi (sav) Mekke’ye geldi ve Osman b. Talha’yı çağırtıp Kâbe'nin kapısını açtı. Nebi (sav), Bilal, Usame b. Zeyd ve Osman b. Talha içeri girdi. Sonra kapı kapatıldı. (Allah Rasulü) içinde bir süre kaldıktan sonra dışarı çıktılar. İbn Ömer der ki: Ben de derhal öne geçip Bilal’e (Hz. Peygamber (sav) içeride namaz kıldı mı?) diye sordum. O da “orada namaz kıldı” dedi. Ben “Neresinde” dedim. O da “İki direk arasında” dedi. İbn Ömer der ki: Ona kaç rekât kıldığını sormak hatırıma gelmedi."