8054 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Yahya, ona Huşeym, ona Davud, ona eş-Şa'bî, ona Bera b. Azib'in rivayet ettiğine göre; dayısı Ebu Bürde b. Niyar, Hz. Peygamber (sav) henüz kurbanını kesmeden önce, kurban kesmişti. Ey Allah'ın Rasulü! Bugün (bolluğu sebebiyle) etin sevilmediği bir gündür. Ben aileme, komşularıma ve evimde bulunanlara et yedirmek için önceden kurbanımı kestim dedi. Hz. Peygamber; "yeniden kurban kes" buyurdu. Dayım; ey Allah'ın Rasulü! Bende dişi bir süt oğlağı var, o, iki koyunun etinden daha iyidir. Onu kesebilir miyim diye sordu. Rasulullah (sav); "(olur!) o, senin kestiğin iki kurbanından hayırlı olanıdır. Ama senden sonra o, kimseye kurban olarak yetmez" buyurdu.
Bize Ebu Küreyb (Muhamemd b Alâ), ona (Abdurrahman b. Muhammed) el-Muharibî, ona Ma'mer b. Raşid, ona (İbn Şihab) ez-Zührî, ona da Ebu Saîd el-Hudrî (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'e (sav) namaz esnasında 'abdest bozuldu mu bozulmadı mı' diye kişiye karışık gelen karar vermekte zorlandığı durum soruldu. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Namaz kılan kişi bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça namazdan çıkmasın."
Bize Muhammed b. es-Sabbâh, ona Süfyan, ona Zührî, ona Muhammed b. Cübeyr b. Mut’im, ona da babası (Cübeyr b. Mut’im) (ra) şöyle dedi: "Nebi’yi (sav) akşam namazında Tûr suresini okurken dinledim, Cübeyr bu hadisin bir başka rivayetinde der ki: Hz. Peygamber'in “Acaba onlar bir yaratan olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendilerini bizzat kendileri mi yaratıyorlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Aslında onlar, Allah’ın varlığına gerçek anlamda inanmıyorlar. Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa kâinatı yöneten onlar mı?” [Tûr, 52/35-37] ayetlerini okuduğunu işittiğimde kalbim neredeyse uçacaktı."
Bize Ömer b. Şu'be b. Abide b. Zeyd, ona Ömer b. Ali el-Mukaddemî, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aîşe (r.anha) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Biriniz namaz kılarken abdesti bozulursa eliyle burnunu tutsun sonra bulunduğu yerden öyle ayrılsın." Bize Harmele b. Yahya, ona Abdullah b. Vehb, Ömer b. Kays, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zubeyr), ona da Âişe (R.a.) bu hadisin bir benzerini Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.
Bize Hennâd, ona Abde b. Süleyman, ona Muhammed b. İshak, ona ez-Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona İbn Abbas, ona da annesi Ümmü Fadl şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), hastalığında, başı sarılı olarak yanımıza çıktı ve akşam namazını kılıp Mürselât suresini okudu. Allah'a kavuşana dek (başka bir akşam namazı) kılamadı." [Bu konuda Cübeyr b. Mut'im, İbn Ömer, Ebu Eyyûb ve Zeyd b. Sâbit'ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebu İsa der ki: Ümmü Fadl hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Nebî (sav)'den rivayet edildiğine göre o, akşam namazının iki rekatında Araf suresini okumuştur. Hz. Peygamber (sav)'den aktarıldığına göre kendisi, akşam namazında Tûr suresini de okumuştur. Ömer'den rivayet edildiğine göre o, Ebu Musa'ya, akşam namazında mufassal surelerin kısalarını okumasına dair bir mektup yazmıştır. Ebu Bekir'den rivayet edildiğine göre o, akşam namazında mufassal surelerin kısalarını okumuştur. Ebu İsa der ki: İlim ehli nezdinde amel buna göredir. İbn Mübarek, Ahmed ve Şâfiî de bu görüştedir. Şâfiî, Mâlik'ten rivayetle onun, akşam namazında Tûr ve Mürselât gibi uzun surelerin okunmasını mekruh gördüğünü aktarmış ve “ama ben mekruh görmüyorum, aksine akşam namazında bu surelerin okunmasını müstehap görüyorum” demiştir.]