2199 Kayıt Bulundu.
Bize Mahmud b. Ğaylân, ona Abdurrezzak [b. Hemmâm], ona Ma’mer [b. Râşid], ona Hemmâm b. Münebbih, ona da Ebu Hüreyre Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yüce Allah, herhangi birinizin abdesti bozulduğu zaman tekrar abdest almadıkça namazını kabul etmez" Tirmizî: Bu hadis hasen-garibdir.
Açıklama: Hadisin açıklamasında geçen hasen-garîb terimleri Tirmizî'nin kullandığı hadis usulü kavramlarıdır. Tirmizî hadisleri değerlendirirken zaman zaman “hasen-sahih”, “hasen-garîb”, “sahih-hasen-garîb” şeklinde ikili ya da üçlü ifadeler kullanır. Kendisi tarafından açıkça belirtilmediği için bu terimlerin anlamları hakkında farklı yorumlar yapılmıştır. (İsmail L. Çakan, "el-Câmiu’s-Sahîh" Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1993, 7:129-132). Tirmizî’nin hasen hadis kavramı ile ilgili bilgiler için Suyûtî’nin Tedrîbu’r-râvî’sine bakılabilir.(Suyûtî, Tedrîbu’r-râvî, Lübnan 1417/1996, 1:76-89)
Bize İbn Ebî Ömer, ona Süfyan b. Uyeyne, ona Muhammed b. Amr, ona Ebû Seleme, ona da Ebû Hureyre Rasûl-i Ekrem’in şöyle söylediğini rivâyet etti: "Peynir parçaları dahi olsa, ateşte pişen şeyleri (yemekten) dolayı abdest almak gerekir." Bu rivâyet üzerine İbn Abbas, Ebû Hureyre’ye; "- Yağ yemekten dolayı da abdest alalım mı, ya Ebû Hureyre? Sıcak su içmekten dolayı da abdest alalım mı?" diye itiraz etti. Ebû Hureyre; "- Ey kardeşimin oğlu! Rasûlullah’ın (sav) bir hadîsini duyduğunda, hemen ona misal getirmeye kalkışma!" dedi. Tirmizî şöyle dedi: Bu konuda Ümmü Habîbe, Ümmü Seleme, Zeyd b. Sabit, Ebû Talha, Ebû Eyyub ve Ebû Musa’dan gelen rivayetler de vardır. Yine Ebû İsa şöyle dedi: Bazı ilim adamları ateşin (pişirme ve kızartma şeklinde) değiştirdiği şeylerden dolayı abdest almak gerektiği görüşündedirler. Hz. Peygamber’in (sav) ashabından tabiûn ve tebe-i tabiîn devrindeki pek çok ilim adamı ise ateşin (pişirme ve kızartma şeklinde) değiştirdiği şeylerden dolayı abdest almak gerekmediği görüşünü benimsemişlerdir.
Açıklama: Bu konu ile ilgili olarak hem abdest almanın gerekli olduğunu, hem de abdeste gerek olmadığını ifade eden rivâyetler vardır. Bu iki farklı rivâyet gurubu arasında bir nesih olayından söz edilmiştir. Buna göre abdest almak gerektiğini ifâde eden rivâyetler, abdeste gerek olmadığını belirten rivâyetlerle neshedilmiştir. Bazı âlimler ise neshe kail olmayıp, ilk gurup rivâyetteki "abdest" kelimesini, elleri ve ağzı yıkamak manasına hamletmişlerdir. Nitekim abdest kelimesinin böyle bir anlamı da vardır. Sahâbe ve tâbiîlerden, ateşte pişen yemeği yemekten dolayı abdest almak gerektiği kanâatinde olanların bulunduğunu belirten Tirmizî, buna karşılık ulemanın büyük ekseriyetini abdeste gerek olmadığı görüşünde birleştiklerini söylemektedir. Dört merzhep imamı da bundan dolayı abdeste gerek olmadığı kanâatindedir.
Bize Ali b. Hucr, ona İsmail b. Cafer, ona el-Alâ' b. Abdurrahman, ona babası, ona da Ebû Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Rasûlullah (sav); "Allah'ın günahları neyle sildiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini size bildireyim mi?" diye sormuştu. Yanındakiler, "- Buyur, ey Allah'ın Rasûlü" dediler. Şöyle buyurdu: "Tüm zorluklarına rağmen güzelce abdest almak, mescidlere giden adımları çoğaltmak, bir namazı kılınca sonraki namazın gelmesini beklemek. İşte sizin ribatınız (ibadet nöbetiniz) budur."
Bize Mahmud b. Ğaylan, ona Abdurrezzak (b. Hemmâm), ona Ma’mer (b. Râşid), ona Hemmâm b. Münebbih, ona da Ebu Hureyre, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Sizden biriniz durgun suya idrarını yapmasın. Sonra ondan (su alıp) abdest alabilir.” [Tirmizî şöyle demiştir: Bu, hasen-sahih bir hadistir. Bu konuda Câbir’denrivayet edilen hadis de vardır.]
Bize Kuteybe ve Hennad (b. Seri et-Temîmî), ona Veki (b. Cerrah), ona Şu'be (b. Haccac), ona Süheyl b. Ebu Salih (es-Semmân), ona babası (Zekvân), ona da Ebu Hüreyre (ed-Devsî) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdesti ancak sesi ve kokusu olan yellenmeden dolayı alınır."
Bize Kuteybe (b. Said es-Sakafî), ona Abdulaziz b. Muhammed (ed-Deraverdî), ona Süheyl b. Ebu Salih, ona babası (Zekvân), ona da Ebu Hüreyre Rasul-i Ekrem’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Her hangi biriniz (namaz için) mescidde bulunur da, iki kalçası arasından bir hareket sezerse koku ve ses duymadığı sürece (abdest almak için) mescidden dışarı çıkmasın." Tirmizî şöyle demiştir:Bu konuda Abdullah b. Zeyd, Ali b. Talk, Ayşe, İbn Abbas, İbn Mes’ûd ve Ebu Saîd’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen-sahihtir. Alimlerin görüşü abdest almak ancak koku ve sesi olan yellenmeden dolayı abdestin bozulmasından gerekli olduğu yönündedir. Abdullah b. Mübarek şöyle demiştir: Kişi abdestinin bozulduğundan şüphe ederse yemin edecek kadar kesinkes emin olmadıkça abdestini yenilemesi gerekmez. Kadının ön avret mahallinden yel çıkarsa abdest alması gerekir. Şâfiî ve İshâk’ın görüşü de bu doğrultudadır.
Bize Mahmud b. Ğaylan, ona Ebu Davud, ona Şu'be, ona el-A'meş, ona Zekvân, ona da Ebû Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse güzelce abdest alıp sadece namaz kılmak üzere evinden çıkarsa attığı her bir adım için Allah onun derecesini yükseltir veya bir günahını bağışlar." Ebû İsa, bu hadisin hasen-sahih olduğunu söylemiştir.
Bize Kuteybe ve Hennad, ona Veki, ona Şu'be, ona Süheyl b. Ebu Salih, ona babası (Zekvân), ona da Ebu Hüreyre Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini rivayet etti: "Abdesti ancak sesi ve kokusu olan yellenmeden dolayı alınır."
Bize Kuteybe (b. Saîd), ona Abdülaziz b. Muhammed, ona da Alâ (b. Abdurrahman b. Yakub) benzer bir şekilde rivayet etmiştir. Kuteybe rivayet ettiği hadiste, 'İşte sizin ribatınız budur, işte sizin ribatınız budur, işte sizin ribatınız budur.' ifadesini üç kere tekrar etmiştir. [Ebu İsa (Tirmizî) şöyle demiştir: 'Bu konuda Ali, Abdullah b. Amr, İbn Abbas, Abîde -Ubeyde olarak da söylenir- b. Amr, Âişe, Abdurrahman b. Â'iş el-Hadramî ve Enes'ten nakledilen rivayetler de vardır.' Ebu İsa (Tirmizî): 'Ebu Hureyre'nin bu konudaki hadisi, hasen-sahih'tir. Alâ' b. Abdurahman, İbn Yakub el-Cühenî (el-Hurakî) adlı kişidir; hadis âlimlerine göre sika bir ravidir.' demiştir.]
Açıklama: Hadiste geçen "ribat" kelimesi, bir vaktin namazını mescidde kıldıktan sonra bir sonraki namaz vaktinin gelmesini arzulamak ve böylece tüm vakit namazlarını mescidde kılmak anlamına gelmektedir. Bk. İbn Abdilber, el-İstizkâr, II, 303.
Bize Abîde, ona Esved b. Kays, ona Nubeyh el-Anezî, ona da Câbir b. Abdullah şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) ile birlikte yolculuk yaptık. Namaz vakti girdi. Rasulullah (sav) 'İçinizde (yanında) su olan var mı?' buyurdu. Bir adam, içinde biraz su bulunan bir su tulumuyla koşarak geldi. Rasulullah (sav) o suyu bir kaba boşalttı, sonra güzelce abdest aldı. Ardından topluluk, o kabın etrafına üşüşerek '(Su ile) mesh edin, mesh edin' dediler. Rasulullah (sav) bunu işitince 'sakin olun' buyurdu ve elini kabın içindeki suya koydu, ardından 'Haydi Abdesti güzelce alın' buyurdu. Cabir b. Abdullah der ki: Gözlerin ışığını alan (Allah’a) yemin ederim ki -Cabir zaten (o sıralar) görmez olmuştu-, o gün Rasulullah'ın (sav) parmaklarının arasından suyun aktığını gördüm. Herkes abdest alıp bitirinceye kadar elini kaptan kaldırmadı. Esved der ki: Zannederim Câbir 'Biz o gün, iki yüz kişi veya daha fazlaydık' demiştir."