2199 Kayıt Bulundu.
Bana (Yahya), ona Malik, ona İbn Şihab, ona Ebu İdris el-Havlanî, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Abdest alan kimse burnunu iyice temizlesin. Taşla taharetlenen kimse ise taşların sayısını tek yapsın."
Bana Malik'in rivayet ettiğine göre kendisine şöyle bir haber ulaşmıştır: Sad b. Ebu Vakkâs öldüğü gün Abdurrahman b. Ebu Bekir, Hz. Âişe'nin yanına girdi ve abdest almak için su iste. Hz. Aişe ona “Abdurrahman! Abdest azalarını iyice yıka. Çünkü Rasulullah'ı (sav) işittim şöyle buyuruyordu” dedi: "(Abdest alırken iyi yıkanmadığı için) ateşte yanacak topukların vay haline."
Bana Malik şöyle rivayet etmiştir: "Malik, Rabia b. Abdurrahman’ın, defalarca kusar gibi olduğu (midesinden ağzına defalarca bir şeyler geldiği) halde abdestini tazelemeden namaz kıldığını gördü. Yahya der ki: İmam Malik'e “Kusmuğu ağzına gelen bir kimsenin abdest alması gerekir mi?” diye sordular. O da “Yeniden abdest alması gerekmez. Ancak kustuğu için ağzını çalkalaması (yıkaması) gerekir” diye cevap verdi."
Bana Malik'in rivayet ettiğine göre kendisine şöyle bir haber ulaşmıştır: "Ali b. Ebu Talib'in ve Abdullah b. Abbas ateşte pişirilmiş yemek yediklerinde tekrar abdest almazlardı."
Bana Yahya b. Yahya, ona Malik b. Enes, ona İshak b. Abdullah, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: "İkindi vakti girdiğinde Rasulullah'ı (sav) gördüm. insanlar abdest için su aradılar. Fakat bulamadılar. Derken Rasulullah'a (sav) bir kap içerisinde abdest suyu getirildi. Rasulullah (sav) elini, bu kaba koydu. Sonra da o kaptaki sudan abdest almalarını emretti. Suyun, Rasulullah'ın (sav) parmaklarının altından kaynadığını gördüm. insanlar abdest almaya başladılar. Öyle ki abdest alacak hiç kimse kalmadı. (herkese yetti.)"
O bana Mâlik'ten rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurduğu Malik’e ulaşmıştır: "Dosdoğru olun! (Ne kadar çabalasanız da) tüm ibadetleri eksiksiz yapamazsınız. Buna rağmen yine ibadet yapmaya devam edin. Amellerinizin en hayırlısı namazdır. Sadece mümin kişi devamlı abdestini muhafaza eder."
Bize Malik, ona da Said b. Abdurrahman b. Rukayş şöyle dedi: Kuba'ya geldiğinde Enes b. Malik'i gördüm, küçük abdestini yaptı, sonra abdest alması için su getirdiler, abdest aldı. Yüzünü yıkadı, dirseklere kadar ellerini yıkadı, başını ve mestlerini mesh etti. Sonra da mescide gelip namaz kıldı. Yahya der ki: Malik'e “Bir adam namaz için abdest aldıktan sonra abdestini bozup mestlerini çıkarsa sonra tekrar giyse yeniden abdest alırken onların üzerine mesh edebilir mi?” diye sordular İmam Malik “Mestlerini çıkarsın, ayaklarını yıkasın. Sadece ayaklarını yıkayarak abdest aldıktan sonra mestlerini giyen kimse onların üzerine mesh edebilir. Abdest alırken ayaklarını yıkamadan mestlerini giyen kimse mesh edemez” dedi. Yine İmam Malik'e “Bir adam abdest alır, ayaklarına giydiği mestlerinin üzerine mesh etmeyi unutur, namazı kıldıktan sonra hatırlarsa ne yapmalıdır?” diye sordular. İmam Malik “Mestlerin üzerine mesh etsin, namazı da iade etsin. Abdesti iade etmesi gerekmez” dedi. İmam Malik'e “Bir adam ayaklarını yıkayıp mestlerini giyse daha sonra abdest alırken ne yapmalıdır?” diye sordular, İmam Malik de “Mestlerini çıkarsın, abdest alsın ve ayaklarını yıkasın” cevabını verdi.
ana Malik şöyle rivayet etmiştir: Malik, İbn Şihab'a “Mestler üzerine nasıl mesh edilir?” diye sordu. İbn Şihab bir elini mestin altına soktu, öbür eliyle de mestin üzerini mesh etti. Malik der ki: İbn Şihab'ın görüşü bu konuda duyduklarım arasında en hoşuma giden görüştür.
Bize Yahya (b. Hassan), ona Abdulaziz b. Ebu Seleme, ona Amr b. Yahya, ona babası (Yahya b. Umare), ona da Abdullah b. Zeyd, Hz. Peygamber’den (sav) bir önceki hadisin benzerini rivayet etti.
Bana Malik'in rivayet ettiğine göre kendisine şöyle bir haber ulaşmıştır: "Ali b. Ebu Talib'in ve Abdullah b. Abbas ateşte pişirilmiş yemek yediklerinde tekrar abdest almazlardı."