489 Kayıt Bulundu.
(Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Bize Muhammed b. Râfi, ona Abdürrezzak, ona İbn Cüreyc, ona Musa b. Ukbe, ona da Ebu Nadr, Nebî'nin (sav) ashabından olup Eslem kabilesine mensup olan ve kendisine Abdullah b. Ebu Evfâ denilen zatın mektubundan naklen şöyle rivayet etmiştir: Ömer b. Ubeydullah, Haricîler'e karşı sefer düzenlendiği vakit Abdullah b. Ebu Evfa ona bir mektup yazıp Rasulullah'ın (sav) düşmanla karşılaştığı bazı savaşlarında güneş batıya meyledene kadar beklediğini, (ardından) içlerinden kalkıp; "ey İnsanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin! Allah'tan afiyet isteyin! Onlarla karşılaştığınızda da sabredin ve bilin ki cennet, kılıçların gölgesi altındadır" buyurduğunu haber vermiş. Sonra da Hz. Peygamber (sav); "ey Kitabı indiren, bulutu hareket ettiren ve düşmanları hezimete uğratan Allah'ım! Onları da hezimete uğrat ve onlara karşı bize zafer ver" diye dua etmiştir.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: الْجَنَّةُ تَحْتَ ظِلَالِ السُّيُوفِ
Bize Muhammed b. Dâvûd, ona Muallâ b. Esed, ona Vüheyb b. Hâlid, ona Abdullah b. Tâvûs, ona babası (Tâvûs b. Keysân), ona da Safvân b. Ümeyye şöyle rivayet etmiştir: Ben, “Yâ Rasulullah, cennete sadece muhacirlerin gireceğini söylüyorlar” dedim. Hz. Peygamber (sav) de "Mekke'nin fethinden sonra hicret yoktur, ama cihad ve niyet vardır. Savaşa çağrıldığınızda orduya katılın" buyurdu.
Bize Amr b. Ali, ona Yahya, ona Süfyân, ona Mansûr, ona Mücahid, ona Tâvûs, ona da İbn Abbas (ra), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "(Mekke'nin) fethinden sonra hicret yoktur. Yalnız, cihad ve niyet vardır. Savaşa çağrıldığınızda savaşa çıkın."
İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.
Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmağa) daha uygundur. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
Eğer (gerektiğinde savaşa) çıkmazsanız, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir kavim getirir; siz (savaşa çıkmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye kadirdir.
Bedevîlerden (seferden) geri kalmış olanlara de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla, teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.
Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.
Eğer eşlerinizden biri, sizi bırakıp kâfirlere kaçar, siz de (onlarla savaşıp) galip gelirseniz, eşleri gitmiş olanlara (ganimetten), harcadıkları kadar verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.