Öneri Formu
Hadis Id, No:
17096, B005487
Hadis:
حَدَّثَنِى مُحَمَّدٌ أَخْبَرَنِى ابْنُ فُضَيْلٍ عَنْ بَيَانٍ عَنْ عَامِرٍ عَنْ عَدِىِّ بْنِ حَاتِمٍ - رضى الله عنه - قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَتَصَيَّدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ . فَقَالَ "إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ ، فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ ، إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ ، فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّى أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ ، وَإِنْ خَالَطَهَا كَلْبٌ مِنْ غَيْرِهَا ، فَلاَ تَأْكُلْ"
Tercemesi:
Bize Muhammed, ona İbn Fudayl, ona Beyân, ona Âmir, ona da Adî b. Hatim (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah’a (sav) sordum ve dedim ki: 'Biz bu köpeklerle avlanan bir topluluğuz (bu av helal olur mu).'
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Eğer eğitimli köpeklerini salıp Allah’ın adını anarsan, sana yakaladıkları avdan ye. Ancak köpek avdan yerse, yeme! Çünkü onun sadece kendi için yakalamış olmasından korkarım. Eğer onların arasına başka bir köpek karışırsa, yeme!"
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 10, 2/407
Senetler:
()
Konular:
Avlanma, avlanmayla ilgili hükümler
Besmele, her işe besmele ile başlamak
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17097, B005488
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ عَنْ حَيْوَةَ . وَحَدَّثَنِى أَحْمَدُ بْنُ أَبِى رَجَاءٍ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِىَّ قَالَ أَخْبَرَنِى أَبُو إِدْرِيسَ عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِىَّ - رضى الله عنه - يَقُولُ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ ، نَأْكُلُ فِى آنِيَتِهِمْ ، وَأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِى ، وَأَصِيدُ بِكَلْبِى الْمُعَلَّمِ ، وَالَّذِى لَيْسَ مُعَلَّمًا ، فَأَخْبِرْنِى مَا الَّذِى يَحِلُّ لَنَا مِنْ ذَلِكَ فَقَالَ:
"أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ ، تَأْكُلُ فِى آنِيَتِهِمْ ، فَإِنْ وَجَدْتُمْ غَيْرَ آنِيَتِهِمْ ، فَلاَ تَأْكُلُوا فِيهَا ، وَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاغْسِلُوهَا ثُمَّ كُلُوا فِيهَا ، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ صَيْدٍ ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ ، ثُمَّ كُلْ ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ ، ثُمَّ كُلْ ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِى لَيْسَ مُعَلَّمًا فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ ، فَكُلْ."
Tercemesi:
Bize Ebu Asım, ona Hayve; (T)
Bana Ahmed b. Ebu Reca, ona Seleme b. Süleyman, ona İbn Mübarek, ona Hayve b. Şüreyh, ona Rabi‘a b. Yezid ed-Dımaşki, ona Ebu İdris Âizullah, ona da Ebu Sa‘lebe el-Huşeni (ra) şöyle demiştir: Ben, Rasulullah (sav)’a gelerek:
'Ya Rasulallah! Biz Ehli Kitap olan bir kavmin yurdundayız, onların kaplarında yemek yiyoruz; ayrıca av bölgesindeyiz, yayımla avlanıyorum, eğitimli köpeğimle ve eğitimsiz köpeğimle avlanıyorum. Bunlardan hangisi bize helaldir, bana bildir.' dedim.
Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Ehli Kitap olan bir kavmin yurdunda bulunduğunu ve onların kaplarında yemek yediğini söyledin. Eğer onların kapları dışında kap bulursanız onlarda yemeyin; eğer bulamazsanız kapları yıkayın, sonra onlarda yiyin.
Av bölgesinde bulunduğunu söyledin. Yayınla avladığında Allah’ın adını an, sonra ye. Eğitimli köpeğinle avladığında Allah’ın adını an, sonra ye. Eğitimsiz köpeğinle avladığında ise av diriyken ona yetişip boğazlarsan ye."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 10, 2/407
Senetler:
()
Konular:
Avlanma, avlanmayla ilgili hükümler
Ehl-i Kitab, Ehl-i kitap ile ilişkiler
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17105, B005496
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ قَالَ حَدَّثَنِى رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ الدِّمَشْقِىُّ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِىُّ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِىُّ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ أَهْلِ الْكِتَابِ ، فَنَأْكُلُ فِى آنِيَتِهِمْ ، وَبِأَرْضِ صَيْدٍ ، أَصِيدُ بِقَوْسِى ، وَأَصِيدُ بِكَلْبِى الْمُعَلَّمِ ، وَبِكَلْبِى الَّذِى لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم:
"أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ أَهْلِ كِتَابٍ فَلاَ تَأْكُلُوا فِى آنِيَتِهِمْ ، إِلاَّ أَنْ لاَ تَجِدُوا بُدًّا ، فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا بُدًّا فَاغْسِلُوهَا وَكُلُوا ، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكُمْ بِأَرْضِ صَيْدٍ ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِى لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ ، فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ ، فَكُلْهُ."
Tercemesi:
Bize Ebu Asım, ona Hayve b. Şüreyh, ona Rabi‘a b. Yezid ed-Dımaşki, ona Ebu İdris el-Havlani, ona da Ebu Sa‘lebe el-Huşeni (ra) şöyle demiştir: Ben, Rasulullah (sav)’a gelerek:
'Ya Rasulallah! Biz Ehli Kitap'ın topraklarında yaşıyoruz ve onların kaplarında yemek yiyoruz; ayrıca av bölgesindeyiz, yayımla avlanıyorum, eğitimli köpeğimle ve eğitimsiz köpeğimle de avlanıyorum." dedim.
Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Ehli Kitap diyarında bulunduğunu söyledin. Onların kaplarında, başka çare bulamadıkça yemeyin. Eğer başka çare bulamazsanız, kaplarını yıkayın ve onlarda yiyin.
Av bölgesinde bulunduğunuzu söyledin. Yayınla avladığında Allah’ın adını an ve ye. Eğitimli köpeğinle avladığında Allah’ın adını an ve ye. Eğitimsiz köpeğinle avladığında ise avı yetişip boğazlarsan onu ye."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 14, 2/410
Senetler:
()
Konular:
Avlanma, avlanmayla ilgili hükümler
Ehl-i Kitab, Ehl-i kitap ile ilişkiler
Kültürel Hayat, yemek kültürü
حَدَّثَنَا الْمَكِّىُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ حَدَّثَنِى يَزِيدُ بْنُ أَبِى عُبَيْدٍ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ قَالَ لَمَّا أَمْسَوْا يَوْمَ فَتَحُوا خَيْبَرَ أَوْقَدُوا النِّيرَانَ ، قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "عَلَى مَا أَوْقَدْتُمْ هَذِهِ النِّيرَانَ." قَالُوا لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ . قَالَ "أَهْرِيقُوا مَا فِيهَا ، وَاكْسِرُوا قُدُورَهَا" فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ نُهَرِيقُ مَا فِيهَا وَنَغْسِلُهَا . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "أَوْ ذَاكَ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17106, B005497
Hadis:
حَدَّثَنَا الْمَكِّىُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ حَدَّثَنِى يَزِيدُ بْنُ أَبِى عُبَيْدٍ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ قَالَ لَمَّا أَمْسَوْا يَوْمَ فَتَحُوا خَيْبَرَ أَوْقَدُوا النِّيرَانَ ، قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "عَلَى مَا أَوْقَدْتُمْ هَذِهِ النِّيرَانَ." قَالُوا لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ . قَالَ "أَهْرِيقُوا مَا فِيهَا ، وَاكْسِرُوا قُدُورَهَا" فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ نُهَرِيقُ مَا فِيهَا وَنَغْسِلُهَا . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "أَوْ ذَاكَ."
Tercemesi:
Bize Mekkî b. İbrahim, ona Yezid b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme b. el-Ekva‘ (ra) şöyle demiştir:
Hayber fethedildiği gün akşam olunca, ateşler yakmışlardı. Rasulullah (sav):
"Bu ateşleri ne için yaktınız?" diye sordu. 'Evcil eşek etlerini pişirmek için' dediler. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "İçindekileri dökün ve kazanlarını kırın." Bunun üzerine cemaatten bir adam: 'İçindekileri döksek, kazanları da yıkasak (olmaz mı?).' dedi. Rasulullah (sav) da: "Tamam, öyle de olur." buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 14, 2/410
Senetler:
()
Konular:
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Nikah, mut'a nikahının ve ehlî eşek etinin yasaklanması, Hayber günü
Yiyecekler, Ehlî eşek eti
Yiyecekler, Eşek (evcil) etinin yasaklanması
Yiyecekler, eti yenmeyen hayvanlar
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِى بَكْرٍ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ سَمِعَ ابْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ يُخْبِرُ ابْنَ عُمَرَ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَارِيَةً لَهُمْ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ ، فَأَبْصَرَتْ بِشَاةٍ مِنْ غَنَمِهَا مَوْتًا ، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا ، فَقَالَ لأَهْلِهِ لاَ تَأْكُلُوا حَتَّى آتِىَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَأَسْأَلَهُ ، أَوْ حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْهِ مَنْ يَسْأَلُهُ . فَأَتَى النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَوْ بَعَثَ إِلَيْهِ فَأَمَرَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم بِأَكْلِهَا.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17111, B005501
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِى بَكْرٍ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ سَمِعَ ابْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ يُخْبِرُ ابْنَ عُمَرَ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَارِيَةً لَهُمْ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ ، فَأَبْصَرَتْ بِشَاةٍ مِنْ غَنَمِهَا مَوْتًا ، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا ، فَقَالَ لأَهْلِهِ لاَ تَأْكُلُوا حَتَّى آتِىَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَأَسْأَلَهُ ، أَوْ حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْهِ مَنْ يَسْأَلُهُ . فَأَتَى النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَوْ بَعَثَ إِلَيْهِ فَأَمَرَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم بِأَكْلِهَا.
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Ebu Bekr, ona Mu‘temir, ona Ubeydullah, ona Nafi‘, ona İbn Ka‘b b. Malik, ona İbn Ömer, ona da İbn Ka'b'ın babası (Ka'b b. Malik) şöyle demiştir:
Kendilerinin bir cariyesi vardı. Bu cariye Sel dağında koyunlarını güderdi. Sürüsünden bir koyunun ölmek üzere olduğunu görünce bir taş kırdı ve (keskin tarafıyla) koyunu kesti. Bunun üzerine babası ailesine, 'Ben Rasulullah’a (sav) gidip soruncaya kadar —veya ona soracak birini gönderinceye kadar— ondan yemeyin' dedi. Rasulullah’a (sav) gitti veya ona birini gönderdi; Rasulullah (sav) ise onun yenilmesini emretti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 18, 2/411
Senetler:
()
Konular:
Kültürel hayat, Hayvanların kesiminde kullanılacak aletler
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17113, B005503
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ قَالَ أَخْبَرَنِى أَبِى عَنْ شُعْبَةَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رَافِعٍ عَنْ جَدِّهِ أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ لَنَا مُدًى . فَقَالَ « مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ ، لَيْسَ الظُّفُرَ وَالسِّنَّ ، أَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ، وَأَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ » . وَنَدَّ بَعِيرٌ فَحَبَسَهُ فَقَالَ « إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا هَكَذَا » .
Tercemesi:
Bize Abdan, ona babası, ona Şu'be, ona Said b. Mesrûk, ona Abaye b. Rafi', ona da dedesi (Râfi' b. Hadîc) (ra) şöyle demiştir:
Ey Allah’ın Rasulü! Bizim (hayvan kesecek) bıçaklarımız yok. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Kanı akıtan ve üzerine Allah’ın ismi zikredilen (her aletle) kesilen hayvanın etinden yiyin; ancak tırnak ve diş hariçtir. Tırnak, Habeşlilerin bıçağıdır; diş ise bir kemiktir."
Bu esnada bir deve kaçtı; (bir kişi vurarak) onu durdurdu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) buyurdu ki: "Bu develer de vahşi hayvanlar gibi bazen kaçıp giderler. Onları yakalayamazsanız, işte böyle yapın."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 18, 2/411
Senetler:
()
Konular:
Besmele, her işe besmele ile başlamak
Habeşistan, habeşlilerle ilişkiler,
Kültürel hayat, Hayvanların kesiminde kullanılacak aletler
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17117, B005507
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا أُسَامَةُ بْنُ حَفْصٍ الْمَدَنِىُّ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - أَنَّ قَوْمًا قَالُوا لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ قَوْمًا يَأْتُونَا بِاللَّحْمِ لاَ نَدْرِى أَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ أَمْ لاَ فَقَالَ "سَمُّوا عَلَيْهِ أَنْتُمْ وَكُلُوهُ" قَالَتْ وَكَانُوا حَدِيثِى عَهْدٍ بِالْكُفْرِ.
تَابَعَهُ عَلِىٌّ عَنِ الدَّرَاوَرْدِىِّ . وَتَابَعَهُ أَبُو خَالِدٍ وَالطُّفَاوِىُّ .
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Ubeydullah, ona Usame b. Hafs el-Medenî, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Bir topluluk Rasulullah'a (sav) gelerek, 'Bize bazıları et getiriyorlar; üzerine Allah’ın ismi zikredilmiş midir, edilmemiş midir bilmiyoruz' dediler. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Siz üzerine Allah’ın ismini zikredin ve yiyin."
Âişe (r.anha) dedi ki: 'Onlar, küfür devrine yakın insanlardı.'
Bu hadisi Ali, ed-Daraverdî’den; Ebu Halid ve Tufâvî de rivayet ederek mütabatta bulunmuşlardır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 21, 2/412
Senetler:
()
Konular:
Besmele, her işe besmele ile başlamak
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17119, B005509
Hadis:
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِىٍّ حَدَّثَنَا يَحْيَى حَدَّثَنَا سُفْيَانُ حَدَّثَنَا أَبِى عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا ، وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى فَقَالَ "اعْجَلْ أَوْ أَرِنْ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ ، وَسَأُحَدِّثُكَ ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ ، وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ " وَأَصَبْنَا نَهْبَ إِبِلٍ وَغَنَمٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ ، فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم "إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ ، فَإِذَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا شَىْءٌ ، فَافْعَلُوا بِهِ هَكَذَا"
Tercemesi:
Bize Amr b. Ali, ona Yahya, ona Süfyan, ona babası, ona Abaye b. Rifa'a b. Rafi' b. Hadiç, ona da Rafi' b. Hadiç (ra) şöyle demiştir:
Ey Allah’ın Rasulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçak yok, dedim. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Acele et veya bana göster! Kanı akıtan ve üzerine Allah’ın ismi zikredilen her şeyle (kesilen hayvanın eti) yenir; ancak diş ve tırnak hariç. Sana sebebini söyleyeyim: Diş kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçaklarıdır."
Rafi' b. Hadiç (ra) dedi ki: “(O gün) ganimet olarak deve ve koyunlar elde ettik. Onlardan bir deve kaçtı. Bir adam onu okla vurdu ve hayvan durdu. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Bu develerin de vahşi hayvanlar gibi kaçanları vardır. Sizden birini böyle yenmesi zor bir hayvan alt ederse, ona böyle yapın."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 23, 2/412
Senetler:
()
Konular:
Besmele, her işe besmele ile başlamak
Habeşistan, habeşlilerle ilişkiler,
Kültürel hayat, Hayvanların kesiminde kullanılacak aletler
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Siyer, Hayber günü
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ أَبِى تَمِيمَةَ عَنِ الْقَاسِمِ عَنْ زَهْدَمٍ قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِى مُوسَى الأَشْعَرِىِّ ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ ، فَأُتِىَ بِطَعَامٍ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ ، وَفِى الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ أَحْمَرُ فَلَمْ يَدْنُ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ ادْنُ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ . قَالَ إِنِّى رَأَيْتُهُ أَكَلَ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ . فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ - أَوْ أُحَدِّثْكَ - إِنِّى أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فِى نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ ، فَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ ، وَهْوَ يَقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا ، قَالَ "مَا عِنْدِى مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ." ثُمَّ أُتِىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبٍ مِنْ إِبِلٍ فَقَالَ "أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ." قَالَ فَأَعْطَانَا خَمْسَ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى ، فَلَبِثْنَا غَيْرَ بَعِيدٍ ، فَقُلْتُ لأَصْحَابِى نَسِىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ ، فَوَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا . فَرَجَعْنَا إِلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا اسْتَحْمَلْنَاكَ ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا فَظَنَنَّا أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ . فَقَالَ "إِنَّ اللَّهَ هُوَ حَمَلَكُمْ ، إِنِّى وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِى هُوَ خَيْرٌ ، وَتَحَلَّلْتُهَا."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17128, B005518
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ أَبِى تَمِيمَةَ عَنِ الْقَاسِمِ عَنْ زَهْدَمٍ قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِى مُوسَى الأَشْعَرِىِّ ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ ، فَأُتِىَ بِطَعَامٍ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ ، وَفِى الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ أَحْمَرُ فَلَمْ يَدْنُ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ ادْنُ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ . قَالَ إِنِّى رَأَيْتُهُ أَكَلَ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ . فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ - أَوْ أُحَدِّثْكَ - إِنِّى أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فِى نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ ، فَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ ، وَهْوَ يَقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا ، قَالَ "مَا عِنْدِى مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ." ثُمَّ أُتِىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبٍ مِنْ إِبِلٍ فَقَالَ "أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ." قَالَ فَأَعْطَانَا خَمْسَ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى ، فَلَبِثْنَا غَيْرَ بَعِيدٍ ، فَقُلْتُ لأَصْحَابِى نَسِىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ ، فَوَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا . فَرَجَعْنَا إِلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا اسْتَحْمَلْنَاكَ ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا فَظَنَنَّا أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ . فَقَالَ "إِنَّ اللَّهَ هُوَ حَمَلَكُمْ ، إِنِّى وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِى هُوَ خَيْرٌ ، وَتَحَلَّلْتُهَا."
Tercemesi:
Bize Ebu Ma‘mer, ona Abdulvaris, ona Eyyüb b. Ebu Temime, ona Kasım, ona da Zehdem şöyle demiştir:
Biz Ebu Musa el-Eş‘ari’nin (ra) yanında bulunuyorduk. Bizimle Cerm kabilesinden olan bu topluluk arasında kardeşlik bağı vardı. Önümüze içinde tavuk eti bulunan bir yemek getirildi. Toplulukta kırmızı tenli bir adam vardı; yemeğe yaklaşmadı. Ebu Musa (ra) ona, 'Yaklaş, ben Rasulullah’ın (sav) ondan yediğini gördüm' dedi. Adam, 'Ben onun (tavuğun) bir şey yediğini gördüm ve iğrendim, bu yüzden yemeyeceğime yemin ettim' dedi. Bunun üzerine Ebu Musa (ra) şöyle dedi:
'Yaklaş, sana anlatayım. Ben, Eş‘ariylerden bir grupla birlikte Nebi’ye (sav) geldim. O sırada o, zekât develerinden olan bazı hayvanları paylaştırıyordu ve kızgın bir haldeydi. Ondan binek olması için hayvan istedik. O da yemin ederek "Yanımda sizi taşıyacak bir şey yok" dedi.
Sonra Rasulullah’a (sav) ganimet olarak bazı develer getirildi. "Eş‘ariyler nerede, Eş‘ariyler nerede?" buyurdu. Bize beş beyaz alınlı deve verdi. Bir süre uzaklaşmamıştık ki arkadaşlarıma, 'Rasulullah (sav) yeminin unuttu. Vallahi, eğer Rasulullah’ın (sav) yemini üzerinde gaflete gelirsek asla kurtuluşa eremeyiz' dedim. Bunun üzerine tekrar Rasulullah’a dönerek, 'Ey Allah’ın Rasulü! Biz senden binek hayvanı istedik, sen de bize taşımayacağına dair yemin ettin. Biz de senin yeminini unuttuğunu zannettik' dedik.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Sizi Allah taşıttı. Allah’a yemin ederim ki —inşallah— bir yemin ederim de ondan daha hayırlısını görürsem, mutlaka o hayırlı olanı yaparım ve yeminimi bozarım."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 26, 2/415
Senetler:
()
Konular:
Hz. Peygamber, sahabe ile ilişkisi
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Yargı, keffaret
Yemin, yeminle istenileni vermek
Yiyecekler, Eti Yenen Hayvanlar
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ عَنْ مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ أَبِى أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِىَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ . فَقَالُوا هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَرَفَعَ يَدَهُ ، فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ "لاَ ، وَلَكِنْ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِى فَأَجِدُنِى أَعَافُهُ." قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17147, B005537
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ عَنْ مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ أَبِى أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِىَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ . فَقَالُوا هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَرَفَعَ يَدَهُ ، فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ "لاَ ، وَلَكِنْ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِى فَأَجِدُنِى أَعَافُهُ." قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ .
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Mesleme, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Ebu Ümame b. Sehl, ona Abdullah b. Abbas (r.anhuma), ona da Halid b. Velid (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) ile birlikte Meymune’nin evine girdim. Kendisine közlenmiş bir keler getirildi. Rasulullah elini ona uzattı. Kadınlardan biri, 'Rasulullah’a (sav) ne yemek üzere olduğunu haber verin' dedi. Orada bulunanlar, 'O, kelerdir ey Allah’ın Rasulü' dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) elini çekti. Ben, 'Ey Allah’ın Rasulü! Bu haram mıdır?' diye sordum. Rasulullah (sav), "Hayır, ancak bu benim kavmimin bulunduğu yerde olmayan bir şeydir, bu yüzden bana tiksinti veriyor" buyurdu.
Halid (ra) der ki: Ben onu çekip aldım ve yedim. Bu sırada Rasulullah (sav) da bana bakıyordu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Zebâih ve's-Sayd 33, 2/417
Senetler:
()
Konular:
Hz. Peygamber, zevkleri ve mizacı, keler eti
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Yiyecekler, Rasulullah zamanındaki