454 Kayıt Bulundu.
Bize Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Müsenna, o ikisine Abdurrahman, ona Süfyan, ona Cebele b. Süoturduklarından heym, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etti: "Rasulullah (sav) sofrada beraber olduklarından izin almadıkça iki hurmayı birleştirerek yemekten nehyetti."
Bize Yakub b. İbrahim ed-Devrakî, ona İsmail -b. Uleyye-, ona el-Müsenna b. Said, ona Talha b. Nafi', ona da Cabir b. Abdullah şöyle rivayet etti: Bir gün Rasulullah (sav) elimi tutup beni evine götürdü. Yemek olarak ekmek parçaları çıkarıldı. "Katık olarak bir şey yok mu" diye sordu. Sirkeden başka bir şey yok dediler. "Sirke ne güzel katıktır" buyurdu. [Cabir; bu sözü Hz. Peygamber'den (sav) duyduğumdan beri sirkeyi severim demiştir. Talha şöyle demiştir: Cabir'den bu sözü duyduğumdan beri sirkeyi severim.]
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Yezid b. Harun, ona Haccac b. Ebu Zeyneb, ona Ebu Süfyan Talha b. Nafi, ona da Cabir b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Evimde otururken Rasulullah (sav) bana uğradı ve işaret etti. Hemen ayağa kalkıp yanına gittim. Elimden tutup beni eşlerinden birinin evine götürdü ve eve girdi. Bana da eve girmem için izin verdi ve içeri girdim. "Evde yemek var mı" diye sordu. Evet dediler. Üç tane ekmek getirip bir sofraya koydular. Rasulullah (sav) ekmeklerden birini kendi önüne, birini benim önüme koydu. Üçüncüsünü alıp ikiye böldü. Birini kendi önüne birini benim önüme koydu. "Katık var mı" diye sordu. Yok. Ancak biraz sirke var dediler. "Getirin! Sirke ne güzel azıktır" buyurdu.
Bize Haccac b. Şair ve Ahmed b. Saîd b. Sahr, o ikisine Ebu Numan, ona Sabit, -Haccac b. Yezid'in rivayetinde Ebu Zeyd el-Ahvel- ona Asım, ona Abdullah b. el-Hâris, ona da Ebu Eyyüb'ün azatlısı Eflah, Ebu Eyyüb'ün şöyle anlattığını nakletti: Peygamber (sav) ona misafir olmuş ve Efendimiz (sav) alt kata Ebu Eyyüb da üst kata yerleşmişler. Derken Ebu Eyyüb, bir gece kendine kendine düşünüp şöyle demiş: Biz Rasulullah'ın (sav) başının üzerinde yürüyoruz! Bunun üzerine bir kenara çekilerek gecelemişler. Sonra Ebu Eyyüb (bu durumu) Hz. Peygamber'e (sav) söylemiş. Rasulullah (sav); "alt kat daha uygun" buyurdu. Ebu Eyyüb; sen altta bulundukça ben bir çatının üstüne çıkamam demiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) üst kata, Ebu Eyyüb de alt kata geçmiş. Ebu Eyyüb Hz. Peygamber'e (sav) yemek yaparmış. Sofra (kaldırılıp geri) getirildiği vakit onun parmaklarının (yemek kabında değdiği) yeri sorar, (onun yediği yerden yemek amacıyla) parmaklarının yerini araştırırmış. Bir gün ona sarımsaklı bir yemek yapmış. Sofra geri getirildiği vakit Hz. Peygamber'in (sav) parmak yerlerini sormuş. Kendisine; O (sav) yemedi demişler. Bu duruma şaşırmış ve hemen Rasulullah'ın (sav) yanına çıkarak; sarımsak haram mıdır diye sormuş. Hz. Peygamber (sav); "değildir! Lâkin ben ondan hoşlanmıyorum" buyurmuş. Ebu Eyyüb; öyleyse senin hoşlanmadığından (=mâ tekrehu) yahut senin kerih gördüğünden (=mâ kerihte) ben de hoşlanmam demiş. [Ebu Eyyüb; Hz. Peygamber'e (sav) (vahiy sebebiyle) gelinirdi (yani melek gelirdi, bundan dolayı sarımsağı yemezdi) demiştir.]
Bize Abdula'la b. Hammad, ona Hammad b. Seleme, ona Sabit el-Bünanî, ona da Enes b. Malik şöyle demiştir: Abdullah b. Ebu Talha'yı dünyaya geldiği zaman, Hz. Peygamber'e (sav) götürdüm. Hz. Peygamber (sav) aba adı verilen bir elbise içerinde devesini katranlıyordu. Bana; "yanında kuru hurma var mı" diye sordu. Evet dedim. Kendisine bir miktar hurma verdim. Onları ağzına atarak çiğnedi. Sonra çocuğun ağzını açtı ve hurmayı ağzının ortasına yerleştirdi. Çocuk, (hoşlandığından) dilini dolandırmaya başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav); "ensarın en sevdiği şey hurmadır" buyurdu ve çocuğun adını Abdullah koydu.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona İsmâil b. Cafer, ona Rabîa, ona da Kâsım b. Muhammed şöyle demiştir: "Berîre dolayısıyla üç hüküm gerçekleşmiştir: (Birincisi) Âişe onu satın alıp azat etmek istedi, ama sahipleri 'onun velayet hakkı bizimdir' dediler. Âişe durumu Rasulullah’a (sav) iletti. Bunun üzerine Allah Rasulü (sav)'onların bu şartını kabul etsen de bir şey değişmez. Zira velâyet hakkı sadece köleyi âzat edene aittir' buyurdu. (İkincisi) O âzat edildiğinde kocasının yanında kalmakla ondan ayrılmak konusunda serbest bırakıldı. (Üçüncüsü) Bir gün Nebî (sav) Âişe’nin evine girdiğinde ateşin üzerinde kaynayan bir çömlek vardı. Yemek getirilmesini istediğinde kendisine ekmek ve ev katıklarından biri getirildi. Bunun üzerine o 'benim gördüğüm et (yemeği) değil miydi?' diye sordu. Onlar 'evet, ey Allah'ın Rasulü, fakat o Berîre’ye sadaka olarak verilmiş bir ettir, o da bize hediye etti. Bunun üzerine Peygamber (sav) 'O et, Berîre için sadaka, bizim için hediyedir' buyurdu."